Denemeler Rotating Header Image

BİRAZ DA KİTAP / TEKİRDAĞ HALKEVLERİ VE HALKODALARI

80 li yılların başında Tekirdağ ilinde İlköğretim Müfettişliği görevini yaptığım yıllarda tanımıştım Yavuz Yalçın’ı. O seneki teftiş bölgem olan Malkara İlçesinde İlköğretim Müdürü olarak görev yapıyordu. Daha sonraki yıllarda Yavuz Bey İlköğretim Müfettişliğine geçince İstanbul’da yolumuz tekrar kesişti ve dostluğumuz daha da ilerledi kendisi ile. Dürüst ve samimi kişiliği, ilkeli duruşu, çalışkan karakter yapısı ile çok özel bir yeri olmuştur benim dünyamda. Emekli olunca boş durmadığını, toplumsal duyarlılığı istikametinde çalışmalar yaptığı haberlerini alıyordum hep. Yazımda bahsedeceğim “Tekirdağ Halkevleri ve Halkodaları” kitabı Yavuz Yalçın’ın uzun zaman harcayarak ve sabırla çalışarak ortaya çıkardığı bir eser.

Cumhuriyetin toplumsal ve kültürel aydınlanma hareketinin en önemli kurumlarından biri köy enstitüleri ise diğerini de Halkevleri ve halkodaları olarak tanımlayabiliriz. Birisi örgün eğitim içinde diğeri yetişkin ve yaygın eğitim alanında belli dönemlerde işlevlerini sürdürmüşlerdir. Köy Enstitüleri ile ilgili olarak yapılan birçok çalışma ve etkinlikler sayesinde toplumda bu konuda bir farkındalık yaratılmış olmasına rağmen Halkevleri ile ilgili çok az şey bilinmektedir. Yavuz Yalçın bu kurumların kendi coğrafyasındaki kuruluş ve çalışmalarını bu kitapta mercek altına almış binlerce belge ve fotoğraf incelemiş (Bu belgelerden 99u ve fotoğraflardan 47 tanesini kitabına almıştır) tarihin bir döneminde bu kurumlar ile ilgili yapılanları ve yaşananları gün yüzüne çıkarmıştır.

Kitap bütünlüğünden Halkevlerinin 1932 ve 1951 yılları arasında faaliyet gösterdiğini öğreniyoruz. Şehirlerde Halkevi, köylerde ve kırsal kesimlerde de bunun uzantısı olarak Halkodaları şeklinde bir yapılanma olduğu, Ülke çapında 478 Halkevi ile 4322 halk odasının açıldığı verilen bilgiler arasında. Bu 19 yıllık dönem içinde Yavuz Yalçın’ın incelemesi üzerine odaklandığı Tekirdağ İlinde de 3 Halkevi ve (Tekirdağ Çorlu Malkara) 77 Halkodası açıldığı bilgisini okurları ile paylaşıyor.

Halkevlerinin amaçları Atatürk İlke ve devrimlerinin yaygınlaştırılması, halkın sosyal ve kültürel gelişiminin sağlanması, Türk ulusunun çağdaşlaşma çabalarının desteklenmesi, devlet, aydın ve halk bütünleşmesinin sağlanması olarak açıklanıyor. Bu amaçları gerçekleştirmek üzere Halkevlerinde belli çalışma grupları kuruluyor. Bu gruplardan başlıcaları; Dil Edebiyat ve Tarih Kolu, Güzel Sanatlar Kolu, Müze ve Sergi Kolu, Spor Kolu, Sosyal Yardım Kolu, Halk Dershaneleri ve Kurslar kolu, Kütüphane ve Yayın Kolu, Temsil Kolu, Köycülük Kolu olarak yer almış inceleme bütünlüğünde. Şehir merkezlerindeki Halkevlerinin kurucuları arasında o yörenin ileri gelen eşrafı ile daha çok okumuş mektepli kesiminden eczacı, doktor, öğretmen ve diğer bürokrat kesimi yer alıyor. Harf devriminden sonra buralarda açılan okuma yazma kurslarında çok büyük hizmetler alındığını, temsiller ve konferanslar verildiğini, kütüphanelerden yüzlerce yurttaşın yararlandığını, başta güreş ve futbol olmak üzere birçok sportif çalışmalar yapıldığını, çeşitli enstrümanlar eşliğinde farklı müzik çalışmalarına yer verildiğini öğreniyoruz. Birçok belge ve resim aracılığı ile Tekirdağ ilindeki Halkevleri ve halkodalarının çalışmaları yıl yıl ayrıntılı olarak değerlendirmiş bu kitapta.

Bu dönemde gerçekleştirilen bu çalışmalar tam olarak resmi ve örgün eğitim çalışmasından çok sivil toplum hareketine benzemektedir. Ancak çalışmalar uzun süre CHF (Cumhuriyet Halk Fırkası) bünyesinde yürütülmüş, nihayetinde 1947 yılında CHP’nin hükmi şahsiyetinden ayrılmıştır.

Cumhuriyetin önemli bir kültürel aydınlanma hareketi olarak kabul edilen Halkevleri ve Halkodaları çalışmalarının yürütülmesi sırasında her şey güllük gülistanlık olduğu söylenemez kuşkusuz. İncelemenin satır aralarına girdiğinizde birçok sıkıntı ve olumsuzlukların yaşandığının da farkına varılıyor. Sınırlı ödeneklerle yaşanan yoksunluklar, giderek işlerin tavsaması, lakaytlık, boşvermişlik durumları, itirazlar, şikayetler, araştırmalar, soruşturmalar da giderek bu girişimin parçası haline geliyor. Bütün bu yaşananlar CHP’nin tarihsel gelişimi içinde “Halk için halka rağmen” yaklaşımından “Halk için Halkla beraber“ ilkesine evrilmesinin de bir hikayesini oluşturuyor diyebiliriz.

Sonuç olarak Yavuz Yalçın dostumuz bir döneme damgasını vuran kültürel ve sosyal hareketin kendi coğrafyasına isabet eden kısmını kendi aydın sorumluluğu içinde titizlikle ve belgeleri ile inceleyerek bu coğrafyanın parçası olan bizleri de bu bilgi ve belgelerle buluşturma mutluluğunu yaşatmıştır. Eline emeğine sağlık sevgili dostum.

Leave a Reply

Your email address will not be published.