Denemeler Rotating Header Image

eğitim

BİRAZ DA KİTAP / ANNENİN DUYGUSAL YOKLUĞU

Jasmin Lee Cori’ nin yazdığı “Annenin Duygusal Yokluğu” adlı kitap üzerinde bazı paylaşımlarda bulunmak istiyorum sizinle bu kez. Şimdiye kadar okuduğum ve bazısını da bloğumda paylaştığım çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili kitaplarda ailenin, ebeveynlerin etkisinden ayrıntılı olarak bahsediliyordu. Ben de bunları zihnimde bir bütün olarak değerlendiriyor ve bunun eşit oranda olabileceği düşüncesini taşıyordum. Ancak şu an söz konusu ettiğimiz kitapta annenin her yönüyle yoksunluğunun önemli bir kayıp, olumlu mevcudiyetinin de çok büyük bir zenginlik olduğu vurgusu yapılıyor.

Kitapta alt başlıkların da içinde olduğu üç ana kısım var. Birinci kısımda çocukların annelerine neden muhtaç oldukları, ilk bağlanma ve iyi annelik konusu yer alıyor. İkinci kısımda işlerin ters gitmesi halinde duygusal istismar ve taciz başta olmak üzere yaşanabilecek sonuçlar üzerinde duruluyor. Üçüncü kısımda da iyileşme süreçlerine yer veriliyor. Kitapta ayrıca açıklanan konular ile ilgili alıştırmalar mevcut.

Annelerin, anne adaylarının, çocukluklarında kötü annelik deneyimi yaşayanların okumasında yarar olduğuna inandığım bu kitaptan bazı satır başlarını özet olarak aşağıda sıraladım. Umarım kitabın tamamını okuma ve faydalanma konusunda bir ışık yakmış olurum.

Yazının Devamı İçin Tıklayın

BİRAZ DA KİTAP / OTUZ MİLYON KELİME

Bu defa sizlere Dr. Dana Suskind’ın “OTUZ MİLYON KELİME” adlı kitabı ile ilgili paylaşımda bulunmak istiyorum. Kendisi tıp doktoru olan yazar “Pediatrik Koklear İmplant Cerrahi” konusunda uzmanlaşmış biri. Yani işitme engelli olarak doğan bir çocuğa duyma imkânı vermek için kulak içinde yapılan bir operasyonla cihaz takma işini yapan kişi diyelim. Tabii zaman içinde ameliyatları başarılı olmakla birlikte özellikle dil gelişmelerinde farklılıklar gösteren çocuklar dikkatini çekiyor doktorumuzun. Bunu mercek altına alırken hedefini daha da genişleterek tüm çocukların dil gelişimi ile ilgili ilginç tespitlerde bulunuyor. Bulguların hemen hepsi birçok inceleme ve araştırmaya dayandığı için geniş kitlelerce kabul görmeye başlanıyor. Ben de bu kitapta ilginç bulduğum bazı cümleleri özetleyerek siz değerli okuyanlarla paylaşmak istedim.

Çocuğun öğrenme yeteneği hayatının ilk yıllarında duyduğu dil ile ilgilidir. Doğumundan üç yaşına kadar olan evrede duyduğu kelimelerin niceliği ve niteliği, başarısını büyük oranda etkilemektedir. İnsan beyninin temel bağlantıları ve öğrenmenin temeli hayatın ilk üç yılında gerçekleşir. Ebeveyn konuşmasının çok fazla olduğu evlerde çocuklar çok daha şanslı oluyor. Sözcük sayısı önemli olmakla birlikte emirler, yasaklar ve buyurganlık içeren sözcükler gelişmeyi olumsuz etkiliyor. Sevecen ve duyarlı bir yüz ifadesi de bu işin olmazsa olmazıdır. Aynı dilin ve sözcüklerin anne sıcaklığı ile aktarıldığı -görüntülü ya da görüntüsüz- kayıt cihazlarında duyulmasının yararlı olmadığı, annenin bizzat sevgi dolu sesinin yerini hiçbir zaman alamayacağı da deneylerce kanıtlanmış. Beynin gelişimini en iyi şekilde besleyen güç ebeveyn konuşmasıdır. Bu gelişim çizgisi sadece sözel alanda değil, matematik ve uzamsal alanda başarıyı getirmektedir.

Yazının Devamı İçin Tıklayın

SÖZ VAR İŞ BİTİRİR, SÖZ VAR BAŞ YİTİRİR

Gelin-kaynana zıtlaşması üzerine çok şey yaşanmış, çok şey yazılmış ve çok şey söylenmiştir. Temelinde kültürel, psikolojik faktörlerle birlikte önyargıların şartlandırmaların da bulunduğu bu ikili ile ilgili birçok da fıkra üretilmiştir. Yazıma belki çoğumuzun duymuş olabileceği bir gelin kaynana fıkrası ile başlayacağım. Bakalım sonu nereye varacak ben bile kestiremiyorum.

Memleketin birinde birbirleri ile hiç geçinemeyen gelin kaynana varmış. Didişmeleri, laf sokmaları, kavgaları gürültüleri de hiç eksik olmazmış. Fırsatını bulsalar birbirlerini bir kaşık suda boğarlarmış nerdeyse. Bütün bunlar gelinin canına tak demiş ve bir gün kaynanasını öldürmeye karar vermiş. En uygun yöntemin de yiyeceğine etkili bir zehir koymak olarak kararlaştırılmış. Çok tanıdığı bir eczaneye giderek durumu da anlatmış bunun için ilacını istemiş. Eczacı gelini uzun uzun sabırla dinledikten sonra “Tamam, bende çok tesirli bir zehir var, hemen vereyim. Ama sen bunu bir defada verdiğinde otopside hemen belli olur, aranızın da iyi olmadığı bilindiğinden hemen yakalanırsın, ama sen bu zehirden her gün kaynananın yediğine birer damla damlatırsan 39 gün sapsağlam yaşar ama kırkıncı gün hemen ölür demiş. Bu şekilde verdiğinde otopside de çıkmaz. Ancak unutmaman gereken bir şey daha var 40 gün boyunca kayınvalidene olabildiğince güzel davran ki şüpheleri de üzerine çekmeyesin” demiş.

Yazının Devamı İçin Tıklayın