Denemeler Rotating Header Image

BİRAZ DA KİTAP / KAYIP TANRILAR ÜLKESİ

Yapı Kredi Yayınlarından çıkan ve Ahmet Ümit’in son eseri olan “Kayıp Tanrılar Ülkesi” ile ilgili paylaşımlarda bulunmak üzere kaleme aldım bu satırları. Ahmet Ümit günümüz yazarlarından beğendiğim ve kitaplarını ilgi ve severek okuduğum yazarlardandır. Okuduğum kitapları arasında hatırladıklarım Sis ve Gece, Bab-ı Esrar, Beyoğlu’nun En Güzel Abisi, Sultanı Öldürmek, Aşk Köpekliktir, Kavim, Kırlangıç Çığlığı ve Elveda Güzel Vatanım’dır. Masaldan hikâyeye, şiirden polisiyeye geniş bir yelpazede ürün veren Ahmet Ümit’in bir çok eseri de başka dillere çevrilmiştir. Ama Ahmet Ümit’i daha çok öne çıkaran ve eserlerinin ağırlık olarak polisiye temalı olduğunu söyleyebiliriz. Bu yönüyle de Türk edebiyatındaki böylesi bir boşluğu başarı ile doldurmuştur. Yani Türkiye’nin Agatha Christie’si diyebiliriz ona.

Çeşitli yazarların romanlarını okurken iki husus benim dikkatimi çekmiştir. Birincisi yazarın Allah vergisi dediğimiz ifade kabiliyeti, duyguları tarif edebilme, olguları tasarlayabilme marifeti, kendine özgü üslubu, okuyucuyu adeta kendine sımsıkı bağlayan derin, sihirli ve gizemli sözcükleri çok güzel bir biçimde harmanlamasıdır. Diğer yön ise kabiliyetten çok yoğun bir emek, gayret ve alın terini gerektiren tarafıdır. Yazarın ortaya koyduğu eseri her bakımdan mükemmel hale getirmek için yaptığı görüşmeler, çeşitli coğrafyalarda ve iklimlerde yaptığı geziler, tarihten felsefeye, mitolojiden psikolojiye birçok alanda yaptığı arşiv çalışmaları bana göre hem ürünü hem de yazarını çok kıymetli hale getiriyor. Ahmet Ümit’in birçok kitabında bu gayreti görmekteyiz. Mesela “Elveda Güzel Vatanım” kitabında bir taraftan romanın kahramanı bütün yönleri ile anlatılırken kronolojik olarak tarihsel gelişmelerle bir bütünlük sağlanmaktadır. Okuyucu roman ile Osmanlının son dönemleri, İttihat Terakki hareketinin bilinmeyen yönleri, Bab-ı Ali baskını gibi olayları tarih kitaplarında ders olarak okuduğundan farklı bir şekilde adeta kendini kaptırarak okuyabilmektedir.

Ahmet Ümit polisiye romanlarında da bu bütünlüğü çok güzel gerçekleştirmektedir. Okuyucu bir yandan cinayetin sırrını çözmeye odaklanmış, muhtemel katil adayları arasında gidip gelirken birden tarihsel ve mitolojik dünyada kendini bulmaktadır.

“Kayıp Tanrılar Ülkesi” de Ahmet Ümit’in Türk edebiyatına armağan ettiği çok güzel polisiye romanlarından birisi. Bu romanda da yazar mitoloji ile cinayeti -ya da cinayetleri- ve onun peşindeki soruşturma ve polisiye maceraları çok güzel harmanlamış. Bu defa Almanya’da işlenen ve bir ayağı Bergama’ya kadar uzanan ilginç bir cinayet ve onu soruşturmakla görevlendirilen Berlin Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Başkomiser Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker’i beklenmedik bir dünyanın içine sokar. Gizem, gerilim ve merak duygusu içinde okuyucunun katil tahminleri de gel gitler yaşamaktadır.

Romanda bir yandan polisiye yanı ağır basarken suç ve suçlu dünyasında göçmenlerin, işgal evlerinin durumları, yabancı düşmanlığı ve neo nazi hareketinin yansımaları çok güzel işlenmektedir. Romanın bütününe yansımış olan mitolojik anlayış kitabın çeşitli bölümlerinde Tanrı Zeus’un dilinden adeta su gibi bir anlatımla hayat bulmaktadır.

Bu arada Dünyanın en büyük harikalarından kabul edilen Pergamon tapınağının Bergama’da yapılan kazılardan nasıl çıkarıldığı, Osmanlının o dönemindeki yöneticilerin nasıl bir aymazlık içinde bunların taşınmalarına izin verdikleri ile ilgili ayrıntılı anlatımları da okuyucu zihnine üzülerek kaydetmektedir.

Sadece bir cinayeti değil arkasından gelen üç cinayeti de aydınlatmak için olağanüstü bir gayretle çalışan Başkomiser Yıldız ve yardımcısının maceralarını kitapta bazen kaygı, bazen merak, bazen de şüphe ile okudum. Çözüme en çok yaklaşılan yerde bütün tahminlerin boş çıkması, üstüne üstlük çözülmeyi bekleyen cinayetlere bir tanesinin daha eklenmesi romanı daha sürükleyici hale getiriyor.

Daha önce okuduğum polisiye romanlarında Ahmet Ümit’in karakterleri sürekliliğini koruyordu. Bu yüzden Baş komiser Nevzat ve Yardımcısı Ali’yi aradı gözlerim bu roman içinde. Romanın sonunda cinayetlerin çözümü Türkiye’de Bergama’ya kadar uzanınca bizi onlara kavuşmaktan yoksun bırakmadı yazar. Son ayakta onların iş birliğine de yer vererek onları da unutmamış.

Özetle mitoloji destekli polisiye romanını Ahmet Ümit farkı ile okumak isteyenler için bu roman çok büyük bir fırsat. İyi okumalar dilerim.

Leave a Reply

Your email address will not be published.