Denemeler Rotating Header Image

altılı masa

GİDİŞAT / 3

Ülkesi için, toplumu için endişe duyan seçmenlerin umut bağladığı muhalefet, namı diğer altılı masa giderek “Yok arkadaş, bunlardan ne köy olur ne kasaba” kulvarına girecek diye endişe etmeye başladım. Muhalefetin itici gücü, lokomotifi durumunda olan CHP ve onun lideri Kılıçdaroğlu’nun da bekleneni tam olarak vermediğini düşünenler çoğalmaya başladı. Tamam, Kılıçdaroğlu ahlaklıdır, dürüsttür, iyi niyetlidir, sözünün eridir gibi sayacağımız bir dizi meziyetlere sahip olduğundan da kuşkum yok. Ama bütün bunların işe yarayıp yaramayacağı konusunda kuşkuluyum. Öncelikle Kılıçdaroğlu’nun ben dili ile konuşmasını iletişim açısından hatalı buluyorum. Belli ki Sayın Cumhurbaşkanın “Benim bakanım, benim valim” söylemlerinden etkilenmiş olacak ki ben ile başlayan cümleler sadece altılı masa ile ilgili değil kendi partisi açısından da arızalı sanki. Parti başkanının sadece kendisinden ibaret olmadığını, yetkili organları, örgütü ve hatta ittifak içinde olduğu ortakları olduğunu hatırlayarak “Biz” ile başlayan cümlelere daha çok yer vermesi gerektiğine inanıyorum.

Bir de söylediği her sözün, sergilediği her davranışın birkaç hamle sonrasındaki muhtemel sonuçlarını tahmin etmesi gerekir. Örneğin toplumsal düzeyde zaten hallolmuş olan başörtüsü ile ilgili yasal düzenleme teklifinden amaçlarının ne olduğunu hala anlayabilmiş değilim. Özellikle ekonomik sorunlar ile iyice bunalmış olan iktidar için adeta can simidi gibi geldi Kılıçdaroğlu’nun bu teklifi. Bir yandan başörtüsü sorununu biz çözdük öyle bir sorun yok derken diğer yandan anayasa değişikliği ve referanduma kadar uzayan ve seçime kadar tepe tepe kullanacakları bir malzemeye kavuşmanın sevincini yaşıyorlardır. Her halükârda ve her aşamada karşı olanlar, bizden olanlar kamplaşmasını diri tutmaya hizmet edeceği muhakkak bu gidişatın.

Yazının Devamı İçin Tıklayın

İSTİKŞAFİ GÖRÜŞMELER

TDK tarafından “Keşif ve tahkik etmeye çalışma, etraf ve teferruatını zahire çıkarma” şeklinde açıklanan İSTİKŞAF sözcüğünü ben ilk kez 7 Haziran 2015 yılındaki genel seçimlerden sonra Ahmet Davutoğlu’nun hükümet kurma çalışmaları sırasında duymuştum. Davutoğlu bu sözcüğü CHP ve MHP ile yaptığı temaslar için kullanmıştı. Uzun süren bu temaslar sonunda hükümet kurulmamış -ki bunda uzlaşma, birlikte yönetme, iş birliği içinde çalışma konusunda henüz yeterince istekli olunmamasının önemi de çoktur-ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçimi yenileme kararı almıştı. Ondan sonrasını zaten biliyoruz.

Daha sonra Türkiye ile Yunanistan arasında ilk turu 2002’de yapılan ve 2016’da kesilen görüşmelerin 5 yıl sonra yeniden başlaması içinde İSTİKŞAFİ GÖRÜŞMELER kavramı kullanıldı. Bu görüşmelerde daha önce yapılan 60 turda ele alınan konuların değerlendirileceği akabinde, mevcut durum ve geleceğe yönelik konularda atılacak adımların ele alınacağı bildiriliyordu.

Yazının Devamı İçin Tıklayın