Denemeler Rotating Header Image

BİRAZ DA KİTAP / GECE YARISI KÜTÜPHANESİ

Uzunca bir zamandır bloğumun “Kitap Kritik” bölümünü ihmal ettiğimin farkındayım. Aslında bu süre içinde hiç kitap okumadım da diyemem. Ama bir fırsatını bulup yazamadım. Ama şimdi çocuklarımın internet üzerinden alarak bana ulaştırdığı bazı kitapları okudukça sizlerle paylaşmayı uygun gördüm.

Tanıtımını yapacağım kitap Matt Haig’in yazdığı “Gece Yarısı Kütüphanesi” adını taşıyor. Kitabın genel karakterini yansıtması açısından ilk sayfalardan bazı alıntılar yaparak başlamak isterim yazıma. “Her yaşam milyonlarca seçim ihtiva eder. Kimi büyük, kimi küçük. Fakat bir kararın yerine başka bir karar geçtiğinde bütün sonuçlar değişir. Dönüşü olmayan bir sapma gerçekleşir ve bu da başka sapmalara yol açar… Ne kadar çok olasılık varsa o kadar çok hayatların vardır. Yaptığın farklı seçimler farklı sonuçlara yol açar. Tek bir şeyi bile farklı yapmış olsan, farklı bir yaşam öykün olacak…”

Bu tür düşüncelerin zaman zaman benim de zihin dünyamı meşgul ettiği oluyor. Hangi seçimlerin ve olasılıkların bir ürünü olduğunu sorgular halde buluyorum kendimi. Yeryüzünde milyonlarca erkek ve kadından ikisi bir araya geliyor ve bunların sayısız beraberliklerinin birinde 250 milyon spermden bir tanesi yumurtayı dölleyerek hayat başlıyor. Bütün bu yolculukta ufak bir sapma olduğunda benim dışında başka benlerin ya da hayatların olması gayet mümkün. Ben olarak dünyaya geldiğimizde de merak ve sorgulama maratonu yine devam ediyor. Acaba vakti zamanında köyden şehre göç etmemiş olsaydık acaba orada nasıl bir hayatım olurdu? Yatılı okul sınavlarını kazanıp öğretmen olma yolunda ilerlememiş olsaydım beni nasıl bir hayat bekliyor olurdu? Ya da bir zamanlar Almanya’ya çalışmaya giden babam bazıları gibi dönmemiş olsaydı ve bizi de yanına almış olsaydı orada kaçıncı kuşağın geleceğini, ilişkilerini ve hayatını yaşıyor olabilirdim? Bütün bu soruların sayısını çoğaltmak mümkün. Ya da her şey kader, alnına ne yazıldıysa onu yaşarsın diyerek işin içinden çıkılabilir.

Kader deyince aklıma geldi. Yıllar önce -sanırım televizyonda- “Bay Kader (Mr. Destiny)” adlı bir film izlemiştim. 1990 yapımı fantezi komedi tarzı klasik bir Amerikan filmi. Filmin baş oyuncusu Larry iyi bir işe, eve ve eşe sahip tipik bir Amerikan orta sınıf vatandaşıdır. Hayatının tekdüze gidişinden de sıkılmaktadır. Doğum günü sabahının ilk saatlerinden itibaren her şey ters gitmeye başlar. Günün sonunda Larry artık mutsuz ve işsiz birisidir. Yağmurlu bir günde arabası da bozulunca en yakın bara girer. Barmene derdini anlatır. Bütün bunların sebebi olarak da yıllar önce oyuncu olduğu beysbol maçında yaptığı kötü bir vuruş neticesinde maçı kaybetmesiyle başladığını, oysa o maçı kazandıklarında her şeyin çok daha güzel olacağını anlatır durur. Barmen ona kendi özel karışımı bir içki verir ve Larry kendini yıllar önceki maçta iyi bir vuruş yapmış ve maçı da kazanmış bir oyuncu olarak bulur. Bunun sonucu olarak hayatı tamamen başka bir kulvarda ilerler. Çalıştığı şirketin sahibinin kızı ile evlenmiş ve son derece ışıltılı ve konforlu bir hayatın içinde bulur kendini. Gerçek hayattaki karısının da başkası ile evlenmiş olması işleri daha da karıştıracaktır. Zaman içinde çevresini, insanları, ilişkileri, ikiyüzlülükleri, kumpasları, çıkar çatışmalarını yaşamaya başladıkça mutsuzlukta zirve yapar duruma gelir. İnsanın hayatı boyunca olmasını arzu ettiği şeyler uğruna sahip olduklarından vazgeçmesinin büyük bir yanılgı olduğunun farkına vararak eski hayatını özler hale gelir ve bir anda gecesinin bir vakti arabasının arıza yaptığı yerde kendini bulur. Barın ışıkları sönmüş ve kapıları kapanmıştır. Hızla evine giden Larry gerçek hayatta kendisini seven ve bekleyen insanların doğum günü sürprizi ile karşılaşır.

Tekrar “Gece Yarısı Kütüphanesi”ne dönecek olursak orada da benzer konulara farklı yaklaşımlarda bulunulmuş diyebiliriz. Bu kitapta da baş karakter Nora adındaki kadın hayatında birçok talihsizlikler yaşıyor. İşinden kovuluyor, çok sevdiği kedisi ölüyor, aile, kişisel ve duygusal ilişkileri berbat durumda. Hayatına son vermek dışında bir seçenek bulamıyor ve bol miktarda uyku hapı içerek buna teşebbüs de ediyor. Bu acı tecrübenin sonunda kendisini zamanın hiç akmadığı bir gece yarısı kütüphanesinde sonsuz sayıda kitabın ortasında buluyor. Öğrencilik yıllarında okul kütüphanesinde görevli Bayan Elm dışında başka kimse de yok orada. Burası hayatın sonu ile ölümün öncesi yani arafta bir yer. Kütüphanedeki kitapların her birinde Nora’nın farklı bir hayatı yazıyor. Farklı seçimler yapması, farklı kararlar alması durumunda yaşamış olabileceği hayatlar.

Nora ilk olarak işe “Pişmanlıklar” kitabından başlıyor. Hayatında (Babamla kavga ettiğim için, felsefe yerine jeoloji okumadığım için, İspanyolca öğrenmekten vazgeçtiğim için, evlenmediğim için, buzulbilimci olmadığım için, lisede fen bölümünü seçmediğim için, paramı iyi idare edemediğim için, geleceği olmayan bir işe girdiğim için, çocuk yapmadığım için, sevgilimden ayrıldığım için vb.) bu kadar çok pişmanlık biriktirmiş olmasına kendi de çok şaşırıyor ve o kitabı kapatmak zorunda hissediyor kendini.

Nora diğer kitapları da teker teker açıp okumaya başlayınca kitapların her birinde pişmanlıklara sebep olan kararları vermemiş olsaydı ya da başka seçimler yapabilseydi farklı kararlar verseydi yaşamış olabileceği hayatların olduğunu görüyor. Bu kitapların içindeki yazılı hayatları bizzat yaşar durumda buluyor Nora kendisini. “Gece Yarısı Kütüphanesi” kitabında yazar bütün bu deneyimleri ve Nora’nın yaşadığı yeni hazları, mutlulukları, pişmanlıkları, hayal kırıklıklarını son derece sürükleyici ve akıcı bir üslupla anlatıyor.

Peki sonunda ne oluyor? Zamanın durduğu Gece Yarısı Kütüphanesindeki hayatların birinde karar mı kılınıyor? Yoksa bir tık ileri gidilerek ölümün gerçek yüzü ile mi tanışılıyor? Ya da eski pişmanlık ve mutsuzlukların yaşandığı kök yaşama mı dönülüyor? Bu soruların cevabı ancak “Gece Yarısı Kütüphanesi” kitabı okunduğunda öğrenilecek.

Son olarak kitapta Nora’nın -ve dolayısıyla okuyucunun- geleceği nokta şu satırlarda ifadesini buluyor. “… esas sorun yaşamadığımız için pişmanlık duyduğumuz hayatlar değil. Sorun pişmanlığın kendisi… Olası hayatlarımızdan herhangi birinin bundan daha mı iyi yoksa daha mı kötü olacağını bilemeyiz… O yüzden bu yaşantıya odaklanmalıyız. Daha dün bir geleceğim olmadığını, hayatımı bu şekilde kabul edebilmenin imkânsız olduğunu düşünüyordum. Bugünse aynı berbat hayat bana umut veriyor. Olasılıklarla dolu olduğunu görebiliyorum.”

Herkese iyi okumalar efendim.

8 Comments

  1. Leman says:

    İlginç bir konusu var. Etkilendim, her insan, zaman zaman seçimlerini sorgular, farklı seçimlerde yaşamının nasıl olacağını merak eder, ben de seçimim farklı olsaydı, daha huzurlu ve mutlu mu olurdum diye düşündüğüm çok olmuştur, tanıtımın için teşekkürler, alıp okumalıyım.

  2. Emin Toprak says:

    250 milyon spermden birsinin egemen oluşu ile başlayan hayatlar, onların olası cinsiyet, yetileri… ve sonraki keşkeleri, pişmanlıkları, coşkuları herkesin ortak noktaları.
    “Gece Yarısı Kütüphanesi” yola çıkarak, kendi keşke ve niçinlerinizle renklendirdiğiniz bu denemeyi zevkle okudum.
    Teşekkürler…

  3. Mukadder Güntürkün says:

    İlgi çekici, düşündürücü bir konu demek ki. Bu kitabı okumam gerek. Teşekkürler Necmi Bey, iyi bir kitabı tanıttığınız için

  4. necmi says:

    Değerlendirmelerin için çok teşekkür ederim Sevgili Leman arkadaş. Yeni tanıtımlarda buluşmak dileği ile….

  5. necmi says:

    Çok sağ ol Sevgili Emin. Karınca kararınca birşeyler yapıyor ve düşündüklerimizi satırlara aktarıyoruz. Beğendiğin ve cesaretlendirdiğin için teşekkürler. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere….

  6. necmi says:

    Ben de teşekkür ederim Mukadder Hanım. İnşallah başka yazılarımı ve tanıtımlarımı da beğenerek okursunuz. Selamlar…

  7. Hamit tekkanat says:

    İlginç bir kitap en kısa zamanda alıp okuyacağım Teşekkür ederim iyi akşamlar

  8. Tülay K. says:

    Necmi bey kitabi okunacaklar listeme aldım hemen.
    Değerlı bir eğitimci olduğunuzu bilen biri olarak halen eğitici yapıcı çalışmalara devam ediyor olmanızdan dolayı sizi yürekten kutluyorum.

    Yaratıcı öyküler, kitaplar, güzel dostlar eksilmesin dünyanızdan. Sağlıkla, iyilikle kalın

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Lütfen soruyu cevaplayın * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.