Denemeler Rotating Header Image

June, 2017:

ANTALYA GÜNLERİ / KENT MEYDANI

Antalya’da ki ikamet günlerimiz ilerledikçe yeni yerler görme ve tanıma fırsatı bulmaya başladık. Zamanımız elverdiğince bu gözlemlerimizi bloguma aktarmaya çalışacağım. Oturduğumuz ev hareket noktası alındığında.yakından uzağa ilkesine göre Konyaaltı plajı ile yaptığım girişten sonra sıra Kent meydanına geldi. Evimizden çıkıştan itibaren 2 sağ sol yaparak yaklaşık 200 metrelik bir yürüyüşle meydanın doğu kapısına varıyoruz. Tabi bu çok yerel bir tarif oldu. Daha evrensel bir tarif yapmak gerekirse Konyaaltı ilçesi sınırlarında Sahilden Akdeniz bulvarı,ona paralel Belediye caddesi, Batıdan Gazi Mustafa Kemal Bulvarı arasında bulunuyor meydan. Tahminime göre 30-40 dönümlük bir alanda yeşillikler içinde Antalyalılar için bir nefes alma ve buluşma yeri olarak kabul ediliyor burası. Meydana sahil yönünden baktığınızda ya da girdiğinizde meydanın etrafını hilal şeklinde kuşatmış yerli ve yabancı isimli daha çok yiyecek mekanlarının bolluğu dikkatinizi çekecektir. Ortadaki geniş meydan da çocukların oynayacağı paten kayacağı bir ortam olarak dikkat çekiyor. Karşıdan baktığınızda Kokoreççi Hilmi ile Evren Büfe hilalin iki başında yer alırken Starbabucs Coffe, Piet Coffe, Robert’s Coffe, Karawan, Raki Balik, Kahve yöresi gibi mekanlar da sağlı sollu dizilmiş durumda.Tam karşıda da zarif bir Atatürk heykeli güzelliği tamamlıyor. Meydanın doğu kapısından ve bizim eve de en yakın tarafta The Green Point, İBA , Cafe-Mizz gibi mekanlar bir bütünlük içinde ve meydanın en yeşillikler arasındaki bölümünde yer alıyor. Bu mekanların şu anda sadece isimlerini zikretmekle yetineceğim. Ama ilerleyen zaman içinde hizmetlerinden de yararlanmaya başladığımızda izlenimlerimi “Antalyanın Lezzet durakları” biçiminde bir yazı dizisi altında sürdürmeyi tasarlıyorum.

Kent meydanından Akdeniz Bulvarını takiben batı istikametinde yürüyüşünüzü sürdürürseniz 200 metre kadar ileride yine yeşillikler arasında” Konyaaltı Emekliler Kahvesi” adında bir mekanın varlığını da haber vermeden geçemeyeceğim.Konyaaltı Belediyesinin emeklilere sağladığı bu mütevazi ve nezih mekanda ücretsiz çay ikramında da bulunuluyor.

ANTALYA GÜNLERİ / KONYAALTI PLAJI

Antalya’ya ilk gelişimiz bundan 7-8 yıl önce-sanırım 2010 yılında- oldu. O zaman Alanya ilçesini de içine alan gezimizdeki izlenimlerimi Bloğumda  “VE AK DENİZİ GÖRDÜM” başlığı altında yazmıştım. Daha sonraki tarihlerde de çeşitli nedenlerle Antalya’ya geldik. Buraya yaptığımız seyahatlerde Eğitim Enstitüsünden sınıf arkadaşımız-ayrıca sevgili eşim Nuray’ın ev arkadaşı- Ayşe ve eşi Mustafa bizleri misafir etti. Kendilerinin Antalya merkezinde ve Konyaltı plajına yakın olan evlerinden birkaç kez denize de girdik. Hem şehir hayatının rahatlığı ve hem de denize ulaşabilmenin kolaylığı bizim beynimizde “İşte burası tam bize göre,burada yaşanır” düşüncelerinin filizlenmesine yol açtı. Hatta o yıllarda küçük oğlumuz Gençer’in de desteklediği buradan bir ev alma projesinin gerçekleşmesine ramak kalmıştı. Ama kısmet 2017 yılınaymış ki bu defa bu defa şu anda Şangay’da bulunan büyük oğlumuz ve eşi Müğe kızımızın destek, teşvik ve yüreklendirmesi ile Antalya’nın Konya altı ilçesinde küçük bir daire aldık. Konyaltı plajına yürüme mesafesindeki bu evdeki ikametimiz neredeyse bir ayı geçti. Ben bize ilham kaynağı olan bu yöreye vefa borcumuzu ödemek için ilk yazımı da buna ayırdım.

Bildiğim kadarı ile Antalya’nın en  büyük plajlarından biri olan Konyaaltı plajı şehrin batı kısmına düşüyor. Doğu kısmında da Lara plajı olduğunu öğrendim.(İlerde orasını da gördüğümde bir yazı da oradan çıkarırım düşüncesini şimdilik kenarda bırakıyorum.) Yaklaşık 7-8  kilometre kesintisiz bir sahil bandında yer alan plajın her noktasından denize girilebilmesi burada yaşayanlara ve ziyaretçilere çok zevkli fırsatlar sunuyor. Büyük bir bölümü Akdeniz bulvarına paralel yerleşmiş bu plajın mavi bayraklı olduğunu, temizliği ve korunması konusunda son derece titiz davranıldığını eklemeliyim. Belli aralıklarla var olan tuvaletler,soyunma kabinleri ve duş sistemlerinin ücretsiz olarak halkın hizmetine sunulması gerçekten sevindirici. Ayrıca oteller de kendi müşterileri için belli yerler düzenlemiş durumda. Plajın doğu kısmında bulvarın sahilden uzaklaştığı bölümde daha fazla yeşil alan ile buluşan sahilde her biri farklı konsepte çeşitli işletmeler,su sporlarına imkan veren tesisler yer almakta. Zemin özelliği bakımından bu sahile kumsal demek doğru olmaz sanırım. Daha çok iri kumlarla birlikte mercimek, fasulye ,fındık,ceviz büyüklüğündeki yuvarlak beyaz taşların karışımından oluşan bir zemin dersek bilmem anlatmış olabilir miyim. Denize ayağınızı attığınızdan itibaren en fazla 4-5 metre sonra suyun boyunuzu geçtiğini de bilmenizde yarar var. Bazılarına göre bu durum bir avantaj da dezavantaj da kabul edilebilir. Buraya ait söylenecek daha çok şey var. Ama iyisi mi siz yolunuzu bu istikamete çevirin ve bu güzelliği bizzat yaşayın derim ben.

Tabi ziyaretin Temmuz, Ağustos aylarında  olmaması herkesin ortak tavsiyesi. Burada yaşayanlar bu aylarda serinlemek için yaylalardaki mekanları tercih ediyor. Bizim de  bu aylar için planımız Altınoluk istikametine yönelmek .