Denemeler Rotating Header Image

Şiirlerim

BİR YOLCUYA

Hasretin sersemliği

tam  vurmuşken başımıza

ve tam da

alışmaya çalışıyorken yokluğuna

bir temmuz sıcağında

çıkıverdin karşımıza

 

Sayısız sabahların karanlığında

kokunu ve sıcaklığını geride bırakan

sessizce gidişler

gecenin karanlığında

ve sabahların aydınlığında

meraklı ve tedirgin bekleyişler

 

Beklenmedik bir anda

eve erken dönüşünde

aydınlanıveren akşamlarımız

hayal mi, rüya mı yoksa masal mı

bütün bu yaşadıklarımız

 

“Belli olmaz” larla dolu geçen

sayısız günler,haftalar ve aylar

ve beklenen gün gelince

yine “hasret”le tanıştık

bir haziran gecesinde

                                                 08.06.2013 / Altınoluk

KARAMSAR ARKADAŞA

Kurtar bakışlarını çaresizliğin bataklığından biraz da şu yana bak bahar sabahında şu papatya ne güzel ve de nadide zambak fesleğen ise ne enteresan ve gökyüzü ise harikulade berrak hep senin için bestelenmedi acı dolu  şarkılar keder yüklü şiirler de öyle biraz da şu yana bak hayat dolu şarkılar söyle ve dünya ne düşündüğün kadar karanlık ne de düşlediğin kadar pembe değil ve senin yaşadığın hayat hayat değil

ÖZGÜR GÖZ YAŞLARI

Bu körfez akşamında yılların tutsaklığından çıkarıp ve adeta bütün barajların kapılarını açıp bir rumeli türküsü kulağımda ve asırlık bir zeytin ağacına yaslanıp olabildiğince özgür kıldım göz yaşlarımı aksın dilediğince süzülürken yanaklarımdan çeneme doğru tuzlu bir serinlik keşkeler, acabalar, çünküler... arasından aktı ince ince ne bilindik şarkıların yüreğime yer eden sesi ne de kadehlerin tesellisi dindiremedi göz yaşlarımı itiraf edilmemiş pişmanlıkları ve de ilan edilmemiş düşmanlıkları ıslatarak ve kendi yolunu bularak özgürce aktı...aktı.. aktı

ÇIKIŞ YOK

Gittikçe daralan bir yoldasın Ve etrafındaki duvar olabildiğince yüksek ve anlamaktasın ki çıkış yok Ve sanki gök kubbe taşınmaz bir yüke dönüşmüş omuzların da  öylesine çökmüş düşünüyorsun ve bilmektesin ki çıkış yok bir el uzanmasını düşlemektesin dostça uzanan bir el ve bir omuz, bir göğüs aramaktasın başını yaslayabileceğin ve hissetmektesin umut yok ve taşımaktasın on altıncı yüzyılın kafasını ve yaşamaktasın yirmini yüzyılın sıkıntısını ve artık kabullenmelisin ki çözüm yok

HAYATA DAİR

Hayat bir piyangodur her çekilişe hiç aksatmadan biletini alırsın günü geldiğinde hiç bilet almayan büyük ikramiyeyi aldığında sen bir  amortiye hasret kalırsın.   Bir imtihan olur hayat kimi zaman gözlerin kan çanağına döner, geceni gündüzüne katarcasına çalışırsın çalışırsın çalışırsın.. ve  sınav günü geldiğinde sorular da bildiğin yerden çıkınca tarifsiz bir umuda kapılırsın sınava hiç girmeyenlerin en yüksek notu alıp da kendinin çaktığını görünce şaşırıp kalırsın.....   Hayat bir kumardır kimi kere bir poker oyunu gibi yani kağıtlar dağıtılıp da elinde floş ya da kare ası görünce bütün varlığnı ortaya atar, bütün restleri görürsün elin oğlu beş benzemezle ortalığı silip süpürünce kahrından ölürsün......     12.01.2012

ZAMAN FIRÇASININ DARBELERİ

Ve Büyük usta Körfez tuvaline zaman fırçasının darbeleriyle en akla gelmedik desenleri aksettirmede alışılmış hüneriyle - Dubleks teki Süleyman amca hiç görünmedi yaz boyunca karaciğerinden rahatsızmış ayrıca kalbi ve şekeri de varmış demek ölmüş ne yapalım ömrü bu kadarmış. - Mahallenin kedileri ne kadar yalnız ne kadar mahzun ne kadar da sahipsiz bu yaz Melek hanım nerede ekmek verse biraz demek çok sıkışmış evini de çok ucuza satmış öksüz bırakmamak için kedilerini bir sokak ötede kiralık bir eve taşınmış - Karşı bloktaki albayın kızı ve damadı kışı burada geçirmişler ama kendisi iyice yaşlanmış adımları da iyice yavaşlamış Ona da zatürre demişler. - İzmirli karı kocanın da panjurları çok geç açıldı kadın hayli solgun adam ne kadar zayıflamış saçları da iyice seyrelmiş ayrıca bir hayli de kilo vermiş demek kemoterapi yüzündenmiş - Komşu Hasan beyler maaşallah turp gibi ha bire koşturup duruyor. ama o bile bu yıl “otuz kulaç atınca biraz yoruluyorum” diyor. - Bir gün senin tuvaline de zaman fırçası darbesini vuracak bir gün senin de balkon kapın açılmayınca etrafta meraklı bakışlar dolaşacak dayanamayıp birisi yan komşuya soracak ve onlar da “Geçen yıl küçük oğlunu evlendirmişti yeni de bir torunları olmuş çok sağlıklı görünüyordu ama bu kış rahmetli olmuş” diyecek. Ağustos/2010/Altınoluk

BESTECİSİNİ ARAYAN SATIRLAR

Bilmem vefa bulur mu aşkım Diner mi gözümdeki yaşlar? Benim yaşamam onu gördüğüm, Onu sevdiğim gün başlar - Varsın haberi olmasın aşkımdan Hiç bilmesin sevdiğimi ne çıkar Benim yaşamam onu gördüğüm, Onu sevdiğim gün başlar Necmi MOLA Beykoz/Bozhane -1972

DÜŞÜNCELER

Düşünceler kaplar tüm benliğimi davetsiz misafir gibi düne,bu güne ve geleceğe dair vesair,vesair.vesair düşünceler - Düşünceler kah çatık bir kaş olursunuz yüzümde kah akmayan bir yaş olursunuz gözümde düşünceler,düşünceler ve ardından uykusuz geceler - Düşünceler kadehlerde teselli aşılmaz,anlaşılmaz dün, yaşanmamış bu gün anlatılmaz yarın olursunuz - Düşünceler ve de her sefer düşümdeki kabus dudağımdaki uçuk boynumdaki ter tırnağımda et sol yanımdaki ağrı yüreğimdeki ses ve içimde derin bir nefes olursunuz - Düşünceler sevdiğimin yüzünde bilinmeyen bir göz olur her an dilimde söylenemeyen bir söz olur ve dudaklarda silinmeyen bir iz düşünceler,düşünceler ah bir bilseniz - Düşünceler tarifsiz bir öfke olur çok kere ve çocuğumun yüzünde patlayan bir tokattır sebepsiz yere ve bir hesaplaşmadır götürür insanı yıllar öncelere - Düşünceler tutsak etmiş benliğimizi istemiyorum sizinle uğraşmak ve ömrümce kara bulutlarla savaşmak benim de hakkım masmavi gökyüzü altında taptaze baharı yaşamak

NİÇİN EMEKLİ OLDUM

Kırk yılın ardından kravatsız bir boyun ile hilesiz hurdasız bir oyun istiyorum. - Galata köprüsünde küçücük iskemleme oturarak ve yüzlerce oltanın arasına karışarak balık tutmak istiyorum - Birden kendimi bulmak istiyorum sahaflar çarşısında ve kaybolmak istiyorum tozlu kitaplar arasında - Namaza durmak istiyorum bir Cuma vakti Süleymaniye’de ya da Sultanahmet’te tarifsiz bir huşu içinde İstiklal caddesinde yürümek istiyorum elimde evrak dolu çanta olmadan ve serserice ıslık çalarak ya da eski bir şarkıyı mırıldanarak son derece  amaçsız biçimde Küfretmek istiyorum hem de ağız dolusu riyaya,bencilliğe,çıkarcılığa ait ve sahip olan herşeye ve herkese Şükretmek istiyorum yalnız ve sadece aldığım nefese - Sinemaya gitmek istiyorum filmin ne olduğuna bile bakmadan karanlık salonda mısır gevreği yemek istiyorum en büyüğünden hemde hiç hesap kitap yapmadan - Güvercinlere yem vermek istiyorum Bayazıt meydanında çırpınanan kanatlar arasında oradan bırakarak kendimi Mahmutpaşadan  Eminönü’ne doğru balık ekmek yemek istiyorum bir öğleden sonrasında - Fırlayarak özgürce sokağa yaz yağmurlarında ıslanmak istiyorum hem de tepeden tırnağa kucak açmak istiyorum kaz dağlarının zeytinliklerine ve kulaç atmak istiyorum Egenin ve körfezin serinliklerine Necmi MOLA/24.11.2009/ Bakırköy

Bu Şiir de kendime

Ulan angut Ulan hayvan İçi geçmiş karpuz çürümüş armut ulan ekşimiş ayran - Ulan ahmak Öğüt vermek senin neyine Ne haddine düşmüş senin Her şey üstüne şiir yazmak - Senin gündüzleri keyfin Geceleri uykun kaça dursun Alemin keyfi yerinde Biri Amsterdam’da Öteki Şangay’ın göbeğinde Üstten üfürmeli Ve alttan ısıtmalı evinde Her hafta başka bir restaurant Her ay başka memleketin birinde - Zamandır şu sıra Hiç geçinemediğin Kılıktan kılığa giren Kendisine hiç sözünü geçiremediğin - Durdurmak istersin bir ara İstemediğin günleri ötelemek için Hatta geri sarmak bile gelir içinden Söylenmişi söylenmemiş Yaşanmışı yaşanmamış kılmak için - Davetsiz misafir olur kimi zaman Hem de hiç beklemediğin Ve de bir an önce Çekip gitmesini istediğin - Zaman Beynini, bedenini Kemiren bir kurt olur Bakarsın en dar gününe yetişen Bir umut olur - İlaç gibi gelir zaman Şifa olur bazen Onulmaz yaralara Çeker götürür seni kimi Tarifsiz diyarlara - İmtihandır bazılarına En çetrefilli En içinden çıkılmaz sorularıyla Diyet ödetir kimine Hesapsız sonuçlarıyla - Bir serin rüzgardır İçini okşayan Birden bir alev oluverir Bütün benliğini yakan - İşte zaman böyledir Belki  hiçbir şey ,belki de çok şey Senin zamanın bunlardan hangisi Necmi bey - Yoksa sen Bütün bu zamanların dışında mısın? Ya da tozlu raflarda unutulmuş Ve miadı çoktan dolmuş Bir ilaç mısın? - İyisi mi yazmakla,yaşamakla Alış verişi kes Kur sen çilingir sofranı Bir dilim peynir yarım domates Yani hayata YENİ den başla Yanında kadim dost  Poyraz Sali Ve ikinci kadehten sonra Varılacak nokta “Ne olacak bu memleketin hali” Necmi MOLA/26.02.2010