Denemeler Rotating Header Image

antalya

ANTALYA GÜNLERİ / KONYAALTI PLAJI (YENİ HALİ)

Yaklaşık bir yıl önce aynı başlıkla bir yazımın olduğunu hatırlatayım önce. Fakat geçen zaman içinde gözlemlediğimiz gelişmeler aynı konuda ikinci bir yazı yazmayı zaruri kıldı. Geçtiğimiz sonbaharda Konyaltı plajı ile paralel istikametteki Akdeniz Bulvarı büyük tahta/sunta levhalarla çevrilerek trafiğe kapandı ve ardından bu kapalı alanda hummalı bir çalışma başladı. 6-7 kilometrelik sahil boyunca çalışmalar yaz aylarına kadar devam etti. Haziran ayında Antalya’ya geldiğimizde çalışmaların nerede ise yüzde doksanı bitmiş,  aylarca insanları sahilden ayıran tahta levhalar sökülmüş ve Konyaaltı Sahili ve Plajı yeni yüzü ile ziyaretçilerin hizmetine açılmış oldu. Ben bu sahili eskiden beri sever ve beğenirdim. Ama demek güzelin de güzeli mükemmelin de mükemmeli olabiliyormuş dedirtecek bir tablo karşıladı bizleri.

Öncelikle yoğun trafiğin yaşandığı Akdeniz bulvarı çok güzel bir biçimde sahil bütünlüğüne dahil edilmiş, genişleyen alanlarda daha çok yayaların istifadesine uygun düzenlemelerin yapılmış olması son derece sevindirici. Daha önce 97 bin metrekare olan beton zeminin 3o bin metrekaresinin yeşillendirilmesi gerçekleştirilmiş. Ayrıca dikilen beş bin ağaç da ortama başka bir güzellik katmış diyebiliriz. Proje bütünlüğü içinde çocuk parkları, yetişkinler için spor ve egzersiz alanları, restaurant ve kafeler, yürüyüş ve bisiklet parkurları, çok sayıda araç park alanları, evcil hayvanlar/köpekler için oynama alanları, basketbol sahaları, 34 büfe, 26 şemsiye/şezlong alanı, inşaatı devam etmekte olan 40 kadar ticari işletme gelecekte Konyaaltı’nda misafirlerine hizmet vermeyi bekliyor diyebiliriz. Samimi olarak belirtmem gerekirse evveliyatı ile de karşılaştırıldığında ben yeni durumu beğendiğimi söyleyebilirim. İyice tamamlandığında sanırım çok daha güzel olacak. Sahilin ve denize girilen kısımların her daim temiz ve düzenli tutulması için çalışan onlarca emekçi de yürekten teşekkürü hak ediyor.

Tabii hiç mi eleştirilecek yanı yok derseniz elbette ufak tefek eksiklere de arada bir rastlanıyor. Kalitesiz bir işçilik, uygun olmayan malzeme kullanımı gibi durumlardan kaynaklı sebeplerle insanın biraz keyfinin kaçtığı oluyor ama bunlar büyük resmi etkileyecek boyutta değil. Ayrıca daha hizmete girişinin üzerinden bir kaç gün geçmeden koparılmış duş başlıkları, tahrip edilmiş musluklar, pisletilmiş, gelişigüzel atıklar bırakılmış soyunma kabinlerini görünce de iğneyi kendimize batırmamız gerektiğini düşünüyor ve klasik “Eğitim şart”cümlesini fısıldıyorum kendi kendime.

Bir de bu proje ile ilgili sosyal medyada dolaşan şu kadar liraya mal olmuş, yandaş firmalara (Hülya Koçyiğit’in damadı) işletmesi peşkeş çekilmiş gibi haberler dolaşıyor. İşin bu kısmı ile ilgili benim derinlemesine bilgim yok doğrusu. Vebalı boynuna deyip şimdilik bu bölümü kapatalım.

ANTALYA GÜNLERİ / ATATÜRK KÜLTÜR PARKI

Son aylarda hatta son yıllarda blogumu biraz ihmal ettiğimi itiraf etmeliyim. Oysa Antalyada ikamet ettiğimiz günler ilerledikçe yakın çevremizdeki güzellikleri yazılarıma eklemezsem en azından Antalyaya haksızlık etmeyerek bir vefa borcunu da yerine getirmiş olurum diye düşündüm.

Evimize oldukça yakın olan Atatürk Kültür Parkı, Konyaaltı ilçesinin bitiminden itibaren başlayan Muratpaşa İlçesi sınırları içinde kalmakta ve Dumlupınar Bulvarı, Antalyaspor Alt Geçidi ile Sakıp Sabancı Bulvarı ile çevrelenmiştir. 2006 sonlarında hizmete açıldığı belirtilen ve Antalyanın meşhur falezlerinin üstünde oldukça geniş bir alana yayılmış olan bu parkta birçok kafe, restaurant ve tesis yer almaktadır. Hafta sonları ailecek gelinerek bisiklet sürmek, uçurtma uçurtmak, göl kenarında ördeklerin yüzmesini seyretmek için ziyaretçilerine bulunmaz fırsatlar sunduğunu belirtmek isterim.

Bir de Antalya’nın meşhur cam piramidinin de bu park içinde bulunduğunu hatırlatmakta yarar var sanırım. Başta geleneksel Antalya Film Festivali olmak üzere birçok konser, fuar gibi sosyal ve kültürel etkinliğin gerçekleştirildiği bu yapı doğrusunu söylemek gerekirse bana çok cazip gelmedi. Estetik bulmadığımın yanı sıra Antalya gibi yazların çok sıcak geçtiği bir coğrafyada adeta devasa bir serayı andıran yapının klimalarla soğutulması için çok yüksek tutarlarda elektrik faturası ödendiği kulağıma gelen dedikodular arasında. Kısaca yerini ve güzelliğini hatırlattığım bu parka yolunuzu çevirirseniz muhakkak mutlu olacağınıza ve buradan da mutlu ayrılacağınıza iddiaya girebilirim.

ANTALYA GÜNLERİ / KOVADA GÖLÜ

Antalya’da ikamet günlerimiz artmaya başladıkça yavaştan çevreyi tanıma etkinliklerine de iştirak etmeye başladık. Bunlardan biri olarak da Antalya’ya 150 kilometre kadar uzaklıktaki Kovada Gölüne düzenlenen bir geziye katıldık. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin organize ettiği bu yolculuğumuz 5 Kasım Pazar sabahı saat 8.30 da başladı. Otobüsümüzle Burdur istikametine ilerlerken 50. kilometrede ilk molamızı verdik. Aksu çayı üzerinde sulama, taşkın kontrolü ve elektrik enerjisi üretimi amacı ile 1990lı yıllarda tamamlanan ve içerisinde balık çiftliklerinin de bulunduğu Karacaören baraj gölünün kıyısındaki Gölbaşı tesislerinde biraz dinlendik. Bu arada kahvaltımızı da yaptık. Nihai hedefimiz olan Kovada gölüne gitmek üzere buradan ayrıldığımızda önümüzde daha yaklaşık 100 kilometrelik bir yolumuz vardı.

Kovada Gölüne ulaşmamızı geciktiren sebeplerin başında yolunun bir kısmının dar ve virajlı olması geliyordu. Göller bölgesinde Eğirdir gölünün adeta bir uzantısı olan Kovada gölünde sonbaharı yaşamak gerçekten muhteşemdi. Kafile rehberi eşliğinde yürüyüş güzergahında yaptığımız gezintide bu güzellikleri yaşarken bir yandan da bol bol fotoğraf çekmeyi ihmal etmedik. Zeminin daha çok kayalık olması zaman zaman yürüyüşü zorlaştırsa da bu zorluk ve zahmet bu güzelliğe değer diye düşünüyor insan. Göl çevresindeki ikinci yürüyüş güzergahımız da gölün etrafını çevreleyen tepelere tırmanmak biçiminde oldu. Altınoluk’ta benim zorluk derecesine göre 1, 2, 3 diye sıraladığım yürüyüş rotasına benzer bir yürüyüşün sonunda adeta tırmandığımız zirveden gölün muhteşem görüntüsünü başka bir açıdan izledik.

Muhteşem görüntüsü yanında burası ile ilgili birkaç ayrıntıyı eklemekte yarar var diye düşünüyorum.  1790 hektarı göl alanı olmak üzere 6534 hektarlık bu alan 1970 yılında milli park olarak koruma altına alınmış. Denizden yüksekliği 908 metre olan bu göl alanında 75 familyaya ait 259 cins bitki-ki bunların 28 çeşidi sadece bu bölgeye özgü endemik bitki- türünün bulunduğu, 167 adet kuş türünün yanında  yaban domuzu, yaban keçisi, sincap, porsuk gibi memelilerinde burada hayat bulduğu, göl sularında da sazan gümüş balığı çeşitlerinin yaşadığı,  yine göl alanında 4 çeşit kurbağa 9 çeşit sürüngenin de yaşadığı bilgisine ulaştık..Ayrıca tanıtım merkezinde burada yaşayan canlı türleri ile ilgili bir mini müzenin de bulunduğunu hemen ekleyelim.

Sonuç olarak yolunuz bu bölgeye düştüğünde gezilecek yerler listesine Kovada Gölü Milli Parkının da eklemenizde yarar var diyebilirim.