Bu aralar blogumu boşladığımın farkındayım. Bu gecikmeye bir kitap tanıtımı yazısı ile son vereyim dedim. Son okuduğum roman türünde bir kitap. “NE YAPTIĞINI BİLİYORUM” kitabı Alice Feeney tarafından yazılmış. Aynı yazarın daha önce “TAŞ KAĞIT MAKAS” adlı kitabını okumuş ve çok da beğenmiştim. Bir hafta sonu tatilinde geçmişlerini ve on yıllık evliliklerini sorgulayan bir çiftin ruhsal dünyasını, geçmişleri ile yüzleşmelerini anlatan gerilim yüklü bu romanı da hemen hatırlatmış olayım sizlere.
“NE YAPTIĞINI BİLİYORUM” romanına dönecek olursak bu kitabı daha çok psikolojik gerilim ve polisiye türlerine dahil edebiliriz. Benzetmek ne kadar doğru bilmiyorum ama bana Ahmet Ümit hazzını yaşattığını da söyleyebilirim.
Roman sakin bir İngiliz kasabasında (Blackdown) bir kadının ormanda bıçaklanmış cesedinin bulunması ile başlıyor. Olayı haberleştirmek için kasabaya gelen muhabir (Anna Andrews) ve cinayeti çözmekle görevli olan dedektif (Jack Heper) romanın ana karakterleri oluşturuyor. Hikayenin kurgusu da zaten bu iki kişinin ve ilaveten kimliği romanın sonuna kadar bilinemeyecek olan katilin perspektifinden kaleme alınmış. Kitapta önce birbirinden ilgisizmiş gibi görülen bu karakterlerin hikayenin ilerleyen bölümlerinde birbirleri ile olan şaşırtıcı bağlantılarını da gözler önüne seriliyor.

Son derece sürükleyici anlatımı ile kitap bir solukta okunacak cinsten. Yazar okuyucuya suçluyu tahmin edip yanılma konusunda tahminleri ters köşe yaptırma hünerini de her bölümde gösteriyor. Ben yazarın bahsettiğim her iki kitabını da zevkle okudum sizlerin de okumanızı tavsiye ederim.
Kitapta ilginç ve anlamlı bulduğum birkaç cümleyi de aşağıda okuyabilirsiniz.
- Yaşadığımız hayatları nadiren hak ederiz. Bu hak etmediğimiz hayatların bedelini de parayla, vicdan azabıyla, pişmanlıkla, yani elimizden nasıl geliyorsa öyle ödemeye çalışırız.
- Kaygı çoğunlukla mantıktan daha yüksek sesle bağırır. Sürekli en kötüsünü hayal edip durursanız sonunda gerçeğe dönüşür.
- Giysiler kadını kadın yapmaz ama kendi kumaşımızı gizlememize yardımcı olur
- Sadece yalancılar pişmanlık duymazlar.
- Hayatın hep tersine işlemesi ne tuhaf. Yetişkin kılığına bürünen çocuklardık, şimdi ise çocuk gibi davranan büyükleriz.
- Kaybolduğunu kabul etmeyen birinin yolunu bulmasına yardım edemezsiniz.
- Ebeveyn kaybetmek insanın hayatında kapanması mümkün olmayan yaralar açar, ama evlat kaybetmek insanın ciğerini söker.
- İnsanoğlu sevdiklerinin canını yakmak için elinden geleni ardına koymaz, nefret ettiklerinin canını yakmak için uğraşmadığı kadar uğraşır.
- Bir insanın gülümsemesi onun mutlu olduğu anlamına gelmez, tıpkı ağlamasının üzgün olduğu anlamına gelmediği gibi. Yüzlerimiz de dillerimiz kadar çok yalan söyler.
- Hepimiz kafamızın içinde pişmanlık hapishaneleri taşırız, öyle ki sebep oldukları vicdan azabından ve acıdan kurtuluş yoktur.
- Zaman, hepimizin içine düştüğü bir tuzaktır ama hiçbirimiz ne kadar derine düştüğümüzü bilmeyiz. Bizi bu tuzağa düşüren de en büyük korkularımızdır.
- Etrafımıza ördüğümüz duygusal duvarlar başkalarını dışarıda tutmak kadar gerçek bizi içeride tutmak içindir de…..Hepimiz ,dünyanın geri kalanına gösterdiğimiz halimizin arkasına saklanırız.
- Birine yanıldığını söylerseniz size kulaklarını tıkar. Ama haklı olduğunu söylerseniz sizi akşama kadar dinler.
- Birini ne diyeceğini bilecek kadar iyi tanıdığınızda sözcüklere ihtiyaç duymazsınız.
- En tehlikelisi de kendimize söylediğimiz yalanlardır…..Bizler doğuştan yalancılarız; bazen noktaları bilerek yanlış birleştirir, sonra da ortaya çıkan görüntü anlamlı bir şeymiş gibi davranırız.
- Bazen ne çok şeye sahip olduğumuzu hatırlamak için bir sürü şey kaybetmemiz gerekir.
- Unutmayı seçmek, hatırlamayı seçmekten çok daha az acı vericidir.
Taş Kağıt Makas adlı kitap okunmuş ama sitede bulamadım, nedendir acaba?
Teşekkürler sevgili okurum. Doğrudur . Dikkatinizden kaçmamış. “Taş Kağıt Makas” kitabı sitede yer almıyor. Hemen ekliyeyim Okuduğum kitapların çok azını blogta tanıtabiliyorum. Yani sitede okuduğum kitapların zekatı kadarı yer alıyor. Bunun sebebi tamamen rastlantısal ve teknik nedenlere bağlı. Yazıları laptontan yazdığımdan bu aletle de her zaman buluşamıyorum. Tembellik belki gizlemeye çalıştığım bir başka neden
Keşke okuduğunuz kitapların “çoğunu” görebilsek sitede. Tembelliğe alışmasın bünyeniz, durmak yok yazmaya devam lütfen.