Denemeler Rotating Header Image

alice miller

BİRAZ DA KİTAP / BEDEN ASLA YALAN SÖYLEMEZ

“BEDEN ASLA YALAN SÖYLEMEZ” Alice Miller’in yazdığı bir kitap. Okuduğum birçok kitapta kaynak gösterilmesine ve alıntılar yapılmasına rağmen kendisinin bir kitabını okumak bugünlere nasip oldu. Daha önce okuduğum Nihal Kaya’nın “İyi Aile Yoktur” ve “İyi Toplum Yoktur” kitaplarında da sanki bu yazardan bir etkilenmişlik var gibi geldi bana.

Değişik konulardaki kitapları okurken insan kendini farklı ruh hallerinde buluyor. Bu daha çok kitapların içerikleri ile ilgili bir durum. Bazı kitaplar adeta su gibi okunuyor. Tarif ederken ise “Bir solukta okudum ve bitirdim” diyorsunuz. Bazı kitapları da yavaş yavaş sindire sindire okuma ihtiyacı duyuyorsunuz. Her satırının ve paragrafının içindeki yolculuğunuz yavaş ve çok dikkat gerektiren adımlarla ilerliyor. Arada bir gözlerinizi kapatıp başınızı geriye yaslayarak okuduklarımızla yaşanmışlıkların muhasebesini yapma ihtiyacı duyuyorsunuz. İşte Miller’in kitabını bu tarz bir yaklaşım ile okudum.

Miller bu kitabında bedensel olarak kabul edilen birçok hastalığın çocuklukta yaşanan istismarlara dayandırmaktadır. Bu istismar ve zulmün birinci sorumlusu olarak aileyi, ebeveynleri tarif eder. Çocuk istismarının sadece fiziki olarak değil, iletişim eksikliği, çocuğun ihtiyaçlarının giderilmemesi, onun acılarına kayıtsızlık, anlamsızca cezalandırmalar, cinsel istismar, koşulsuz sevginin sömürülmesi, şantaj gibi uygulamalarla gerçekleştirilir. Ebeveynleri bu istismara yöneten ve adeta bunu mazur gösteren gerekçeyi de Miller Dördüncü Emir olarak işaret etmektedir.

Yazının Devamı İçin Tıklayın

BİRAZ DA KİTAP / İYİ AİLE YOKTUR

Takipçilerimin karşısına bu defa Nihan Kaya’nın yazdığı “İyi Aile Yoktur” kitabı ile çıkıyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse kitabı elime aldığımda dış kapağında gördüğüm bu ifade karşısında biraz irkildim. “İyi Aile Yoktur” cümlesi hiçbir aileyi istisna bırakmayacak şekilde doğrudan bir hüküm içeriyordu. Bizler bu tür kitaplarda genelde “İyi aile olmanın yolları”, “Çocuğuma nasıl iyi bir ana baba olurum?” gibi oldukça yuvarlak ve nötr isimler görmeye alıştığımız için okuyucu kendini sanık sandalyesine oturmuş halde buluyor.

Biz mesleki yaşantımızda çocuk merkezli eğitim, ya da çocuğa göre eğitim kavramlarına yabancı olmamakla birlikte Nihal Kaya’nın yaklaşımına göre bizim değerlendirmelerimizin oldukça sığ kaldığını söyleyebilirim. Kitapta çocuğun her zaman gözlenebilen fiziksel ve cinsel istismar dışında görülmeyen, fark edilmeyen özellikle de anne baba tarafından yapılan istismarların kapısı aralanıyor ve bunların çocuk dünyasında yaptığı tahribatlar yaşanmış örneklerle ve akıcı bir dille anlatıyor. “Ne yaptıysam çocuğumun iyiliği için yaptım”, “Ana baba olunca anlarsınız”, “Ana babaya böyle davranılmaz” gibi kalıpların arkasına sığınarak çocuğa yapılan yanlışların cesaretle üstüne gidiliyor. Yetmiş yılın benim kişiliğimde oluşturduğu kalıplar, kabuller sebebi ile bazı görüşlerini abartılı, sivri ve köşeli bulsam da bütünü ile değerlendirdiğimde ben Nihal Kaya’nın çok iyi bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Kitabı okudukça okuyucuyu bazen çocukluğuna bazen ebeveyn olarak geçirdiği günlere geri götürüyor ve “Bu kısmını hiç düşünmemiştim” ya da “Bu söylemin çocuğu etkileyebileceğine ihtimal vermemiştim” şeklinde geçmişi ile de yüzleşiyor. Bizim bildiğimizi tekrarlayan doğrulayan ya da kutsayan eserler yerine Nihal Kaya gibi kalıpları ve sınırları zorlayan, birçok çevreden olumsuz tepki alacağını bile bile kendi doğrularını cesaretle açıklayan yazarların bana çok şey kattığını düşünüyor ve onların bu çabalarını çok değerli buluyorum. Ama yapacağım sadece bir teşekkürden ibaret. Tabii bir de bunu bir soru ile tamamlamak istiyorum.

Yazının Devamı İçin Tıklayın