Denemeler Rotating Header Image

O ŞİMDİ ASKER/BALIKESİR-BURHANİYE 125.ALAY

1970 Temmuzunda askere gitmek üzere arkada birçok hatıraları bırakarak Karabürçek köyünden ayrıldım. O yıllarda İlkokul öğretmenleri 20 ay süre ile er olarak askerlik yapıyordu. Uygulamada bunun ilk 3-4 ayı yaz tatiline denk getirilerek kışlada askeri kıyafetle temel eğitim biçiminde kalan kısmı da yine devletin gösterdiği yerlerde öğretmen olarak tamamlattırılıyordu. Aslında 1970 yılında tam bir belirsizlik vardı. Bu uygulama 1970 yılında sona eriyordu. Yani ya aynen sürebilirdi veya 20 ayın tamamı kışlada fiilen askerlik yapmak biçiminde de olabilirdi.Ben bu belirsizlik içinde askerliğimi yapmak üzere köyden ayrıldım.

yoklama

Askerliğimin başlangıcı Balıkesir-Burhaniye 125. Er Eğitim Alayı idi. Bir önceki yıl aynı yerde amcam Nusret Mola da eğitim yapmıştı. Ondan da aldığım bilgi ile gitmem gereken yeri kolay buldum. Orada zahmet olmasın diye güzelce kafayı asker tıraşı yaptırdım. Nizamiyeden içeri girince bizim gibi yeni gelenlerin arasına karışarak herkesin teslim olmak için girdiği kuyrukta yerimi aldım. Etraftan daha önce orada olan askerlerden ”Memleket neresi? memleket neresi?” sorularından herkesin bir hemşeri arayışı ya da aidiyeti sevdasında olduğunu hemen fark ediyorsunuz. İşlemler uzun sürmedi kayıt olduktan sonra  herkese o malum yeşil elbise ile postallar başta olmak üzere giysiler verildi. Bedenler pek uymasa da arkadaşlarla değişerek uydurmaya çalıştık. Birden herkes başka iken aynılaşıvermişti . Birkaç gün sonra kıyafetlerde insanlar da birbirine alışıvermişti.

Günler de bir birine benzemeye başlamıştı. Gündüzleri Temmuz sıcağı altındaki belki de çoğunluğu ilkokul mezunu olan  çavuşların verdiği sağa dön,sola dön,süngü tak, süngü yerine, yat, sürün, yürüyüş kararı sayılacak say, komutlarının birbirine karıştığı kışlalar doldu boşaldı bu gün ya da yaylalar yaylalar  türkülerinin artık iyice ezberlendiği günler geride kalmaya başladı.Akşamları da çavuşların defterden okudukları teorik bir takım bilgilerin ezberlenmesi gerekiyordu. Askerlik nedir? disiplin nedir? den başlayan tarifleri su gibi ezberledik. “Kanunlara ve emirler mutlak bir itaat, astın ve üstün hukukuna riayettir” şeklindeki disiplinin tanımı ta o günlerden aklımda kalmıştı. Gündüzleri zincirlemeli olarak tekmillerle başlayan eğitim bütün alayın alay komutanı önünden geçişi ile gerçekleştirilen bir seramoni ile son buluyordu. Geçiş beğenilmezse birkaç kez tekrarlanıyordu. Eğitimin  başlamasından bir ay kadar sonra yemin merasimi vardı .Bütün Alay bir araya toplandık Alay komutanı”125. Alayın kahraman erleri….”diye başlayan bir konuşma yaptı. Bir ayda kahraman bile oluvermiştik. Daha sonra büyük masalar üzerine konan çeşitli silahlara birer elimizi koyarak ”Karada, havada,denizde her zaman ve her yerde  “ şeklinde başlayan  yemin metnini tekrarlayarak merasim sona ermişti.

asker

Yemin de ettiğimiz için artık boş silahla da olsa nöbet tutuyorduk. Tuvaletler dahil bir çok yer nöbet mahalli olarak belirlenmişti. Uygulamalarda çok akılcı olmayan durumların izahı için “mantığın bittiği yerde askerlik başlar” biçiminde filozofik açıklamalar yapılıyordu bazılarınca. Bu arada alayımız denetim bile geçirdi.O gün yemekhane görülmeli idi.Ortasında boydan boya kırmızı bir halı.Masalarda beyaz örtüler, beyaz peçeteler, porselen tabaklarla bambaşka bir yer oluvermişti birden. Denetimin nasıl geçtiğini bilemiyorum tabi ama bizim yemeğimizi dışarıda alüminyum tabaklarda yemek durumunda kaldığımızı çok iyi hatırlıyorum. Bunun böyle olduğu herkes tarafından bilinmesine rağmen herkes bulunduğu rolü oynamak durumundaydı.

Bir aydan fazladır eğitimimiz geçtiği halde durumumuzla ilgili hala bir açıklık yoktu. Geçmişte olduğu gibi 3 aylık bir eğitimden sonra öğretmen olarak mı devam edecektik, yoksa bu elbise içinde 20 aylık süre doldurulacak mıydı? Söylenti çoktu ama gerçeği bilen hiç yoktu. Derken ne oldu nasıl oldu bilmiyorum zannediyorum gelişimizin 46 .gününde eğitimin sone erdiği ve ertesi gün kura çekilerek bundan sonraki askerlik görevinin öğretmen olarak tamamlanacağı açıklandı.Doğrusunu söylemek gerekirse sabahı zor ettik.

Sabah öğretmen bölüğü olarak kuralarımızı çektik. Kurada 2 seçenek vardı. Ya bir vilayet adı çekilerek orada öğretmenlik devam edecek ya da Okuma yazma okullarından birini çekecektik. Ben Çanakkale Jandarma okuma yazma okulunu çektim. Bir yıl orada çalışacak daha sonra bir yıl yine gönderildiğim yerde öğretmenlik yaparak askerliğimi tamamlamış olacaktım. Burhaniye’den Çanakkale’ye gitmek zor olmadı. Rastlantıya bakın ki geçen yıl burada eğitim gören amcam da oraya gitmişti.Bir yıl ara ile adeta birbirimiz takip ediyorduk.

8 Comments

  1. Yarım kalmış sanki bu yazı..

  2. necmi says:

    ne bakımdan? krolonojik olarak mı?

  3. Son cümle bitiş cümlesi gibi olmamış.. Bir şeyler daha gelecekmiş de yarım kalmış gibi..

  4. necmi says:

    “O şimdi asker/Jandarma Okuma Yazma Okulu” adlı bölüm gelecek sonrasında

  5. En azından “üç nokta” ile bitebilirmiş son cümle.. Veya o takip eden yazıya bağlayan bir cümle ile..

  6. necmi says:

    Biz daha yeni blogçuyuz.zamanla öğreneceğiz inşallah

  7. Ne kadar çok yazı, o kadar çok tecrübe..
    Bkz. Şangay Rehberi..

  8. necmi says:

    doğru söze ne denir?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Lütfen soruyu cevaplayın * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.