Denemeler Rotating Header Image

park

HONG KONG GÜNLERİ 2 / KENNEDY TOWN & CYBERPORT

Hong Kong denilen memleket adeta bir adalar ülkesi. İrili ufaklı onlarca adadan oluşuyor. En büyükleri Lantau (hava alanı da orada bulunuyor) ve Hong Kong adaları. Çocuklarımızın oturduğu yer de Hong Kong adasının kuzey batısındaki Kennedy Town denilen yerleşim yerine yakın düşüyor. Hava alanından buraya yaklaşık 40 kilometrelik yolu taksi ile 45 dakikada aldık. Kennedy Town 20 bin nüfuslu orta ölçekli bir sahil kasabası. Çocuklarımız buraya 8-10 kilometre uzaklıkta Cyberport bölgesindeki yüksek bloklardan birinde oturuyorlar. Arazinin kayalık ve engebeli oluşu burada dikey mimariyi zorunlu kılmış. (Hava alanı yapacak kadar düzgün arazi olmadığı için Lantau adası yakınlarındaki iki adanın patlatılıp düzleştirilip, arada kalan kısımların da doldurulmasıyla elde edilen büyük arazi üzerine  hava alanı inşa edilmiş.) Burada günlerimiz bu yüksek binaları seyretmekle geçti. Bu kadar betonlaşma olduğuna göre burada muhakkak doğa katliamı yapılmıştır düşüncesi akla geliyor bir an. Ama istenirse doğa ve yapılaşma barışık bir hale de getirilebiliyor. Hong Kong, kilometrekareye 1000’den fazla kişi düşmesine rağmen dünya kentlerinde kişi başına düşen yeşil alan miktarında ön sıralarda yer aldığını hemen belirtelim. Yeşil alanlarda gerçekten kuş ve kurbağa sesleri ile gerçek doğallığını koruyor.

Çocuklarımızın oturduğu site blokları 6-7 fazdan oluşuyor ve her birinde yaklaşık 500 daire bulunuyor. Nerdeyse 10bin kişilik bir kasaba diyebiliriz burası için. Açık kapalı yüzme havuzları, spor salonları, çeşitli etkinlik mekânları, güvenlik önlemleri özenle gerçekleştirilmiş. İkamet edenler kendilerine verilen kartlarla giriş çıkış yapabiliyorlar. Misafirler için de aynı işlem hemen gerçekleştiriliyor. Sitenin yakınlarında bulunan, denize tam cepheli yaklaşık 40-50 dönümlük yeşil ve bakımlı alan ise hem kamuya hem site sakinlerine yürüyüş, spor ve diğer etkinlikler için çok büyük fırsatlar sağlıyor. Günün her saatinde burada yürüyen, çocuklarını ve evcil hayvanlarını gezdiren insanlara rastlayabilirsiniz.

Burada dikkatimi çeken önemli bir tespit, evcil hayvan olarak köpek beslemenin çok yaygın olduğudur. Örneğin ne sokaklarda ne evlerde hiç kediye rastlamadım. Ayrıca bizde bol miktarda olmasına rağmen sahipsiz köpeğe ya da sokak köpeğine de rastlamadım. Sahipleri ya da bakıcılar tarafından gezdirilen her renk, boy, cins köpeğe alıştı gözlerimiz. Son derece bakımlı olan hayvancıklara ait özel kuaför dükkânlarının olduğunu da gözümle gördüm. Bazen bakıcının elinde 4-5 köpek gezdirilirken bir yandan da elinde özel poşetle dışkılarının itina ile temizlendiğine tanık oldum.

Bakıcı deyince buraya da bir parantez açmak isterim. Bu bölgede yaşayanların hemen büyük çoğunluğunda bir yardımcı bulunuyor. Daha çok Filipinli ya da Endonezyalı bayanların oluşturduğu bu kişiler ev işlerine (yemek, temizlik gibi) yardım etmek, çocuğa bakmak, en çok da evin köpeklerini gezdirmek gibi sorumlulukları yükleniyor. Hemen hepsi İngilizce bilen bu kişiler için evlerin bir bölümünde ayrı giriş çıkışı olan kapsül gibi kalma mekânları oluşturulmuş. (Uzun yıllar İngiliz egemenliğinde kalmış olmanın etkisi ile hemen herkes İngilizce biliyor) Bunların çalışma koşulları da belli bir esasa bağlanmış. Belli bir ücretin altında ve sözleşme yapmadan çalıştırmanız mümkün değil. Zaten oturma izni almaları için de bu sözleşme gerekli.

Neticede burada kaldığımız süre içinde belli kuralların herkesçe benimsendiğini bunun da yaşamayı kolaylaştırdığını gördük. Ben buradaki günlerimizde minibüsü kullanarak Kennedy Town’a gittim sıklıkla. Tabi gidilecek başka yerler de var. Farklı bir coğrafyanın hazzını yaşamış biri olarak ayrılmış olacağım buradan.

ANTALYA GÜNLERİ / ATATÜRK KÜLTÜR PARKI

Son aylarda hatta son yıllarda blogumu biraz ihmal ettiğimi itiraf etmeliyim. Oysa Antalyada ikamet ettiğimiz günler ilerledikçe yakın çevremizdeki güzellikleri yazılarıma eklemezsem en azından Antalyaya haksızlık etmeyerek bir vefa borcunu da yerine getirmiş olurum diye düşündüm.

Evimize oldukça yakın olan Atatürk Kültür Parkı, Konyaaltı ilçesinin bitiminden itibaren başlayan Muratpaşa İlçesi sınırları içinde kalmakta ve Dumlupınar Bulvarı, Antalyaspor Alt Geçidi ile Sakıp Sabancı Bulvarı ile çevrelenmiştir. 2006 sonlarında hizmete açıldığı belirtilen ve Antalyanın meşhur falezlerinin üstünde oldukça geniş bir alana yayılmış olan bu parkta birçok kafe, restaurant ve tesis yer almaktadır. Hafta sonları ailecek gelinerek bisiklet sürmek, uçurtma uçurtmak, göl kenarında ördeklerin yüzmesini seyretmek için ziyaretçilerine bulunmaz fırsatlar sunduğunu belirtmek isterim.

Bir de Antalya’nın meşhur cam piramidinin de bu park içinde bulunduğunu hatırlatmakta yarar var sanırım. Başta geleneksel Antalya Film Festivali olmak üzere birçok konser, fuar gibi sosyal ve kültürel etkinliğin gerçekleştirildiği bu yapı doğrusunu söylemek gerekirse bana çok cazip gelmedi. Estetik bulmadığımın yanı sıra Antalya gibi yazların çok sıcak geçtiği bir coğrafyada adeta devasa bir serayı andıran yapının klimalarla soğutulması için çok yüksek tutarlarda elektrik faturası ödendiği kulağıma gelen dedikodular arasında. Kısaca yerini ve güzelliğini hatırlattığım bu parka yolunuzu çevirirseniz muhakkak mutlu olacağınıza ve buradan da mutlu ayrılacağınıza iddiaya girebilirim.

VE YENİDEN ŞANGAY / JING’AN SCULPTURE PARK (Natural History Museum)

Chengdu, Bejing ve Shimen caddelerinin kesişme noktasında yer alan Jing’an Sculpture Park aynı zamanda heykel parkı olarak da biliniyor. Parkı gezerken birbirinden güzel tasarlanmış heykelleri gördüğünüzde bu ismin boşuna verilmediğini düşünüyorsunuz. Zaman zaman değişen bu heykel sunumları son derece güzel dizayn edilmiş bahçe ve bitkiler ortamında ziyaretçilere gerçekten son derece keyifli bir görsel şölen yaşatıyor. Özellikle bizim ziyaret ettiğimiz Mart başlarında Japonya’dan getirildiği belirtilen kiraz çiçeklerinin bulunduğu bölüm ziyaretçilerin en çok ilgisini çekiyordu.

Parkın hemen içinde de 44.500 metrekarelik alana inşa edilen ve çok özel bir mimari tasarımı olan  Natural History Museum (Doğa Tarihi Müzesi) muhakkak görülmesi gereken bir yer. Doğa, insan ve diğer canlıların karışım çok güzel sergilenmiş. Binden fazla tür ile yedi kıtanın tamamından alınmış  10.000 den fazla numune ve model  müzede çok güzel sunulmuş. Yolunuz düşerse ihmal etmeyin derim.

HONG KONG GÜNLERİ / PARKLAR-BAHÇELER

Tam da “Hong Kong sadece birbirinden yüksek yapılardan mı ibaret? Burada yeşili  ve doğayı uzaklarda mı aramak gerekir?” şeklinde düşünürken işin aslının pek de öyle olmadığını öğrendik ve zamanımız elverdiği ölçüde bu tür güzellikleri de görme fırsatımız oldu.        

Hong Kong’un Diamond Hill bölgesindeki Nan Lian bahçesi (Nan Lian Garden) 3,5 hektarlık bir alanda Tang Hanedanlığı stili tasarlanmış  ve 2006 yılında hizmete açılmış son derece göz alıcı bir  yer. Kayalar, tepeler, ağaçlar, çiçekler, ahşap yapılar son derece uyumlu bir birliktelik arz ediyor. Ayrıca mistik müzik eşliğinde sakin bir ortamda bu güzelliği yaşamak kişinin kendini cennette hissetmesini sağlıyor.         

Gidilmesi ve gezilmesini önereceğimiz bir diğer  bir güzellik de Kowlon Parktır. 1970 li yıllarda hizmete giren bu park gökdelenlerle dolu şehrin içinde insanlara adeta bir vaha güzelliği sunmakta. Her yıl milyonlarca kişinin ziyaret ettiği bu alanda yürüyüş parkurları, çeşitli özellikteki heykeller  de bulunmaktadır. Bu arada Hong Kong  müslümanlarının en büyük ibadet yeri olan Kawloon Camii ile islam merkezinin de bu parkın hemen bitişiğinde olduğunu belirtelim

Hong Kong adasında yer alan Hong Kong Parkı da sakinlik arayanlar için şehrin gürültülü yaşamından uzaklaşıp biraz soluklanacakları muhteşem bir yer. Ücretsiz girilen parka her yıl milyonlarca ziyaretçisi oluyormuş. Park bütünlüğü içinde spor merkezi ve konservatuar da etkinliğini sürdürüyor.  Son derece ilginç tasarımı ile birçok dalda ödül kazanan park bitki, çiçek çeşitliliği ve kuş türlerinin korunması ile ilgili gayretler her türlü takdire değer diye düşünüyorum. Parkı ziyaret sırasında bir çok okul öğrencisi öğretmenleri eşliğinde burada eğitim çalışmalarının bir başka yönünü sergiliyordu.