Denemeler Rotating Header Image

ayasofya

VE AYASOFYA SİYASETE AÇILDI

Öncelikle belirtmeliyim ki bu yazımın başlığının patenti bana ait değil. Günler, hatta haftalar önce Sözcü gazetesinde Deniz Zeyrek’in bir yazısında görmüştüm galiba. Bu ifade çok tuttu ve herkes tarafından dillendirilmeye başlandı. Bu yüzden ben de kullanmakta bir beis görmedim.

Hatırlarsınız bundan kısa bir süre önce Korona günleri serisi içinde Ayasofya’yı da değerlendiren bir yazı yazmıştım. Hatta konunun ülkenin bunca derdi arasına sokuşturulmuş yapay bir gündem olmasından bahisle futbol literatürü içinde benzetmelerle top çevirme hareketi olarak anlatmış ve buradan da bir şey çıkmayacağı sonucuna varmıştım. Önüne, arkasına “ama, ancak, fakat, lakin” koymadan itiraf edeyim ki bilemedim ve yanıldım. Nasıl yanılmam ki? Koskoca Cumhurbaşkanı bir yıl önce “Ayasofya’nın hemen yanındaki camiler dolsun önce, bu işin siyasi boyutu var, bunların hepsi tezgâh, bu oyunlara gelmeyelim. Başka ülkelerde de bizim camilerimiz var, işin bu tarafını da düşünmek lazım” şeklinde açıklamalar yapması, hatta konu ile ilgili Danıştay’daki davada Cumhurbaşkanlığı verdiği savunmada yapının müze yapılması ile ilgili kararın arkasında durması bizi tam olarak ters köşeye yatırdı.

Yazının Devamı İçin Tıklayın

KORONA’LI GÜNLER – AYASOFYA İBADETE AÇILACAK MI?

Korona virüs ile ilgili dünyada ve Türkiye’deki son durumu özetlemekle yazmaya başlamış olayım. Dünya genelinde vaka sayısı 10 milyonu, hayatını kaybedenlerin sayısı da 500 bini aştı. 130 bine yakın kayıpla ABD ilk sırada hala. Onun arkasından 58 bin kayıpla Brezilya geliyor. İtalya ve İngiltere’de de durum aynı ciddiyette. Ülkemize gelince şu ana kadar vaka sayısı 200 bin civarında ve hayatını kaybeden yurttaş sayısı da 5115. Yani henüz yürekleri ferahlatacak bir fotoğraf görmüş sayılmayız. Dış dünyanın durumunu bilemeyiz ama yurdumuzda durumun ciddiyeti tam anlaşılmış değil, ya da bununla yaşamaya iyiden iyiye alıştık diyebiliriz. Televizyonlarda bile konu ile ilgili haber yorum ve gelişmeler ikinci hatta üçüncü sıralara düştü. Turkuaz zeminde her gün gelişmelere ilişkin verilen sayılar televizyonun alt köşesindeki borsa-döviz rakamları gibi sıradanlaşmaya başladı sanki. “Bugün kayıp sayısı düşmüş, iyileşen fazlalaşmış” gibi sığ değerlendirmelerden öteye gitmedi konulara olan yaklaşımlar. Önceliklerimiz neler oldu derseniz yazı başlığından da anlayacağınız gibi sanki memleketin çözüm bekleyen dağ gibi sorunları halledilmiş de biz hep Ayasofya ile yattık Ayasofya ile kalktık. Televizyon kanallarına saatlerce hatta günlerce aslında her konunun uzmanı olan Ayasofya uzmanlarını izledik.

Yazının Devamı İçin Tıklayın