Denemeler Rotating Header Image

July 13th, 2020:

VE AYASOFYA SİYASETE AÇILDI

Öncelikle belirtmeliyim ki bu yazımın başlığının patenti bana ait değil. Günler, hatta haftalar önce Sözcü gazetesinde Deniz Zeyrek’in bir yazısında görmüştüm galiba. Bu ifade çok tuttu ve herkes tarafından dillendirilmeye başlandı. Bu yüzden ben de kullanmakta bir beis görmedim.

Hatırlarsınız bundan kısa bir süre önce Korona günleri serisi içinde Ayasofya’yı da değerlendiren bir yazı yazmıştım. Hatta konunun ülkenin bunca derdi arasına sokuşturulmuş yapay bir gündem olmasından bahisle futbol literatürü içinde benzetmelerle top çevirme hareketi olarak anlatmış ve buradan da bir şey çıkmayacağı sonucuna varmıştım. Önüne, arkasına “ama, ancak, fakat, lakin” koymadan itiraf edeyim ki bilemedim ve yanıldım. Nasıl yanılmam ki? Koskoca Cumhurbaşkanı bir yıl önce “Ayasofya’nın hemen yanındaki camiler dolsun önce, bu işin siyasi boyutu var, bunların hepsi tezgâh, bu oyunlara gelmeyelim. Başka ülkelerde de bizim camilerimiz var, işin bu tarafını da düşünmek lazım” şeklinde açıklamalar yapması, hatta konu ile ilgili Danıştay’daki davada Cumhurbaşkanlığı verdiği savunmada yapının müze yapılması ile ilgili kararın arkasında durması bizi tam olarak ters köşeye yatırdı.

Yazının Devamı İçin Tıklayın

ÜÇ BİLİNMEYENLİ DENKLEM – Z

Denklemin üçüncü bilinmeyeni (Z) olarak Sayın Devlet Bahçeli’yi uygun gördüm. MHP lideri ilk bilinmezlik kıvılcımını zihnimde 2002 seçimleri öncesi kendisinin de içinde bulunduğu hükümetteyken erken seçim fitilini ateşlemesi ile çaktırdı. Bu karar bugünlerin hazırlayıcısı olması bakımından önemli bir köşe taşı oldu. Ondan sonraki yıllarda bir de Kılıçdaroğlu’nun balıklama atladığı ve sonucu tam bir fiyasko olan “Ekmek için Ekmelettin” projesinde adından söz ettirdi. O dönemlerdeki hırslı, mücadeleci, kavgacı muhalefetini de teslim etmek gerekir. Şu anda canciğer kuzu sarması olduğu Sayın Cumhurbaşkanımıza neler söylediğini, ip atma animasyonlarını hepimiz hatırlarız. 7 Haziran 2015 Genel seçimlerinde 80 milletvekili çıkararak önemli bir başarıya imza attı. Seçim sonrası yapılan koalisyon çağrılarına “İlla muhalefet olacağım” anlaşılmazlığı ile itibar etmedi. Aynı yıl 1 Kasım’da yenilenen seçimlerde milletvekili sayısı 40 a düştü ve kendisi için de tehlike çanları çalmaya başladı. Partisinde olağanüstü kongre yapması için yeteri kadar delege çağrı yaptı. Olağanüstü kongre toplanması halinde genel başkanlık çoktan uçup gitmişti. Adını daha önce duymadığımız Gemerek ve Tosya Sulh Hukuk Mahkemelerince başlatılan kanuni süreç adeta genel başkanlığı Devlet Bahçeli’ye yeniden bahşetti diyebiliriz. Bütün bu durumlar vicdanlarda tıpkı 367 olayında olduğu gibi zorlamalı bir hukuk işleyişi olarak değerlendirildi.

Yazının Devamı İçin Tıklayın