Denemeler Rotating Header Image

November 23rd, 2013:

GARİP BİR ALIŞVERİŞ ÖYKÜSÜ

İnsan zihninin çok garip ve karmaşık çalışma sistemi var. Aynı olay ve durumlar karşısında birbirine zıt iç yaşayışlar üretebiliyor. Bilmem sizde de oluyor mu? Söz gelimi çarşıda, pazarda gezinirken birden vitrinde çok beğendiğiniz bir elbise görüyorsunuz. Etiketinin üzerindeki çizilmiş olan eski fiyatına göre epey de indirim yapıldığını görünce daha bir alasınız geliyor. Acaba bana uygun bedeni var mı endişesi ile içeri giriyorsunuz. Tezgahtar seri bir kontrolden sonra istediğiniz bedendeki elbiseyi size veriyor ve “Bu bedenden sadece tek bu kalmış” demeyi de ihmal etmiyor. Üzerinizde deniyorsunuz tabir yerinde ise cuk oturuyor. Çok şanslı bir kişi olduğunuza inanarak elbiseyi alıyorsunuz.

Buraya kadar olan kısım herkesin yaşadığı bir şey. Fakat ben de ise bundan sonraki durum biraz farklı  galiba. İsteyerek, arzulayarak aldığım elbiseyi daha dolaptaki yerine asarken bir iç ses hemen harekete geçiyor ve “Bir sürü takım elbisen yok mu, sanki çok mu ihtiyacın vardı, ne zaman giyeceksin, biraz daha beklesen fiatı belki biraz daha düşerdi, başka renk bilmez misin bak yine gri almışsın, ötekilerden ne farkı var bunun….” şeklindeki konuşmalarla sanki elbiseyi almadan önceki isteği arzuyu yerine getiren beyin aynı beyin değilmiş gibi  bu defa saf değiştirip tam bir muhalif gibi davranmaya başlıyor. Bu durumlarda ben de o sese karşı farklı argümanlar geliştiriyorum ya da durumu zamanın tedavi edici ellerine bırakıyorum.

Benzer bir olayın biraz daha büyük ölçeklisini geçtiğimiz aylarda yine yaşadım. Büyük ölçekli dememin sebebi söz konusu olan bir elbise ya da bir elektronik eşya değil bir evdi. Yanlış duymadınız satın alınacak olan gerçekten basbayağı bir daire idi. Eylül ayı başında eşimle birlikte kız kardeşimin kızının düğünü için Antalya’ya gittik. Düğün akşamı ve daha sonrası eski okul arkadaşımız  Ayşe ve eşi Mustafa bizi birkaç gün konuk ettiler. Konuk ne demek kaldıkları apartmanda bir daireyi tabir yerinde ise bize tahsis ettiler. Buradaki yaşantımızın bir kısmını blogumda “ANTALYA GÜNLERİ” başlığı altında anlatmıştım. Bu olayı da başka bir başlık altında anlatmayı düşünüyordum. Demek bu günlere kısmetmiş. Yazının devamı için tıklayın