Denemeler Rotating Header Image

November 6th, 2012:

TOKAT GÜNLERİ / İSTİKAMET REŞADİYE

Tokat’dan Reşadiye’ye bu kez farklı bir güzergahtan gitmeyi denedik. Daha önce duyduğum ancak görme imkanı bulamadığım Almus İlçesinde bir ara durak yaptık. Almus 5000 e yakın nüfusu olan oldukça küçük bir ilçe. 40-50 yıl kadar önce inşa edilmiş olan Almus barajının bu küçük kasabaya ayrı bir hareket ve güzellik getirdiğini söylenebilir. Baraj gölü içindeki çok sayıda Alabalık çiftlikleri ile, göl kıyısındaki balık lokantalarının ilçede farklı bir canlılık görüntüsü oluşturmaktadır. Bu lokantaların birinde bacanağım sayesinde “kiremitte alabalık” lezzetini de denemiş olduk. Aynı gün Hacı arkadaşını ziyaret için Almus’a gelmiş olan kayınbiraderim Erdoğan Kılıçarslan’ın arabası ile biz Reşadiye’ye giderken, bacanağım ve beraberindeki ailesi de Tokat’a döndü.

 

Reşadiye’de geçirdiğimiz dört günde hafızama bu gün ile 35 yıl kadar öncesi arasında bir yolculuk yaptırdım ve değişen de değişmeyen de birçok şeye tanık oldum. 35 yıl önce eşim ve ailesinin yaşadığı ve kız isteme nişan v.b prosedürlerin gerçekleştiği Reşadiye’nin geleneksel yapı özelliklerini yansıtan eski ev adeta zamana meydan okuyarak biraz da mahzun biçimde hala yerindeydi. Onun yanında sonradan yapılan ve bu yıl da kalorifer ve mantolama gibi ilavelerle daha bir yaşanılır hale getirilen yeni evi değişenler listesine ekleyebiliriz.

 


Eşimin ailesinin “Karaman bükü”, “Ötegeçe” gibi nitelemelerle adlandırılan, Kelkit çayı boyunca uzanmış ve Reşadiye’ye 2 kilometre kadar uzaklıkta ve yaklaşık 100 dönüme yakın çiftlik arazisi vardı. Daha sonraları bunun bir kısmı Re-süt adında çok büyük ideallerle kurulan ve sonra ülkemizdeki birçok işletme gibi atıl hale gelen süt fabrikasına satılmıştı. Son aylarda da kara yollarının yol genişletme çalışmaları kapsamında,içinde çiftlik evi ve ahırın da bulunduğu büyükçe bir kısmı istimlak edilince arazinin yarısından az bir kısmının elde kaldığını söyleyebiliriz. Bundan böyle de geçmiş yıllarda çok duyduğumuz “Meğeller nerede” “Patoz yapılacak”, Mehlepler toplandı mı? “Su motorunu çalıştır laaa” “Irgatların kuşluk yemeği hazır mı?” “Çoban mallara iyi bakıyor mu”, “Domatesler ahbunluğun kıyısına dikilecek” gibi konuşmalar da artık geçmişte bir hatıra olarak kalacak gibi görünüyor. Bir de ormanların acımasızca katledilerek ırmak kenarına yerleştirilmiş nur topu gibi bir “HES” i de var artık Reşadiye’nin (!)

 

Reşadiye’ye gidip de şifalı kaplıcalarında banyo almadan dönmek eksiklik sayılır. Solunum sisteminden iskelet kas sistemine, cilt hastalıklarından mide ve bağırsak hastalıklarına birçok rahatsızlıklarla ilgili  tedavi edici özelliği olan kaplıcaların bulunduğu yerde bünyesinde termal havuz, sauna, aquapark, yüzme havuzu, restoran, gibi birimlerin bulunduğu 52 odalı,174 yataklı ve 360 kişilik modern termal otelin hizmet verdiğini belirtmekte yarar var. Bunun yanında bu otelin daha aşağı kısımlarında daha eskiden yapılmış, nispeten daha ucuz ve geleneksel yapılardaki kaplıcaların da bulunduğunu hemen eklemeliyim.

 

Son olarak Reşadiye’nin panoramik görüntüsünü izlemek, ya da bunu çektiğiniz resimlerde sabitleştirmek isterseniz Reşadiye’den çıkışından itibaren 200 metrelik bir yokuş çıkarak  Emir Şeyh Yakup tekkesine gitmenizi öneririm.