Denemeler Rotating Header Image

September, 2011:

ŞANGAY GÜNLERİ / BİLİM VE TEKNOLOJİ MÜZESİ

Şangay’ın ünlü Bilim ve Teknoloji Müzesi’ne daha önceki yıl Şangay’a geldiğimizde, hemen yanındaki Century Park’ta fazla vakit geçirdiğimizden dolayı kapısına kadar gelmemize rağmen geç olduğu için girememiştik. Oğluma “nasıl olsa yerini biliyoruz” diyerek bu defa Nurayla ikimiz gidelim dedik. Gerçekten harita da elimizde olduğu için deyim yerindeyse elimizle koymuş gibi bulduk müzeyi. Bulduk bulmasına da, içeri girmek o kadar kolay olmadı. Orada yaşadıklarım bana yıllar önce bir yerlerden duyduğum veya okuduğum bazı cümleleri hatırlattı. O cümlelerde bir insanın çağdaş olması için taşıması gereken en az üç koşulu; araba kullanabilmek, bilgisayar kullanabilmek ve bir de kendini anlatabilecek veya başkalarını anlayabilecek düzeyde bir yabancı dil bilmek olarak açıklanıyordu. Ülkemin insanının günlük yaşaması, pratikte hemen o gün işine yaramayan bir şeyi öğrenme gereği duymaması gibi alışkanlıkların bize de yansıması kadar doğal bir şey olamaz.

Neyse bu girişi şunun için yaptım. Yukarıda bahsettiğim gibi müzeyi bulduk ama içeri giremedik. Bizim teknolojiye girmemiz için biraz da teknolojinin bizim içimize girmesi gerekiyordu. Ben işaretle gişedeki kıza iki bilet “tu tikit” bile dedim ama baktım ki kızın arka tarafındaki panoda gezilecek yerlere, alınacak hizmetlere, bileti alan kişiye gore 20 RMB’den başlayıp 450 RMB’ye kadar değişen bilet fiyatları var. Kız da bana hangisi olduğunu anlatmaya çalışıyor, ben de farketmez hangisi kolayına gelirse o olsun tarzı işaretler yapıyorum ama bir türlü anlaşamadık. İşte o zaman bununla ilgili fırsatları hatırladım “Fırsatlara hakim olan hayata hakim olur” sözünün doğruluğuna yeniden katıldım. Bütün bu iletişim maceralarını yaşarken oğlumuz Dinçer her zaman  aradığı gibi telefonla aradı. Biz de durumu ona anlattık.  Kısa bir telefon diplomasisinden sonra 60 RBM lik biletlerin bize uyduğu bilgisinden hareketle 120 RBM’yi kıza uzatıp iki bilet istedik. O da meseleyi anladı ve biletlerimizi verdi. Biz de teknoloji müzesine yine teknolojinin bize sağladığı imkanlar sayesinde girdik.

Şangay Bilim ve Teknoloji Müzesi, Huangpu Nehri’nin doğusunda, Century Meydanı’nda yer almaktadır. Müze adeta doğa, kültür ve teknolojinin ahenkli bir bütünleşmesidir. Burayı ziyaret ettiğinizde bilinmeyene olan merakınız iyice canlanacak, ve adeta eğlenceli bir keşif dünyasına yolculuk yapacaksınız. Bu gün müzede görülenler ve yaşananlaın insanların gelecekteki yaşantılarını muhakkak olumlu yönde etkileyeceğini tahmin ediyorum. Büyük ve adına uygun bir mimaride kurulmuş müzede geçici sergi alanları, hayvanlar dünyası ile ilgili animasyonlar, çocuklar için gökkuşağı ülkesi, dört boyutlu sinema, uzay tiyatrosu,  robotlar dünyası, gibi çeşitli tasarım ortamları bulunmaktadır. Özellikle insan vücudu içine yapılan yolculuk ile robotların müzik ve dans gösterisinden çok etkilendiğimizi söyleyebilirim. Bizimle birlikte bazı ilkokul öğrencilerinin  gruplar halinde öğretmenleri nezaretinde müzeyi gezmeleri de dikkatimizi çekti. Sonuç olarak giriş pek iyi başlamasa de gelişme ve sonuç iyi oldu diyebileceğimiz bir etkinlikti bizim açımızdan.

ŞANGAY GÜNLERİ / FAKE MARKETLERDE ALIŞVERİŞ

Şangay’a gelen herkesin uğramadan geçemeyeceği yerlerin başında fake marketler geliyor. Fake marketler deyince aklınıza kapısında “Fake market”yazan alışveriş merkezleri gelmesin sakın. Bu isimlendirme elektroniğinden giyimine, bijuterisinden gıdaya aklınıza gelen her şeyin özgün ve aynı zamanda da tüm dünya markalarının çeşitli kalitelerde taklitlerinin satıldığı yerleri anlatmak için yapılmıştır daha çokçası.  Yani bizimTahtakale ya da Mahmutpaşa usulu alışveriş tarzına yakın bir anlayışı çağrıştırmaktadır.

ŞANGAY GÜNLERİ  /  FAKE MARKETLERDE ALIŞVERİŞ

Bu marketlerden alışveriş yaparken son derece dikkatli olmakta yarar var. Öncelikle beğendiğiniz veya satın almak istediğiz herhangi bir malın fiyatını öğrenmekle işe başlayacaksınız. Bunun içinde evrensel işareti olan elinizin başparmağı ve işaret parmağının sürtülmesi ile yapılan “kaç para ?” işaretini  anlamayan yoktur. Bunun üzerine çoğunluğu genç delikanlı ve kızlardan oluşan satış elemanı eline aldığı hesap makinesine yazdığı sayıyı hemen size uzatmakla kalmayıp makineyi adeta elinize tutuşturur. Siz bu rakamı ya da çok az bir indirimi kabul ederseniz onlar büyük piyangoyu yakalamış demektir.

ŞANGAY GÜNLERİ  /  FAKE MARKETLERDE ALIŞVERİŞ

Yok eğer buralardan daha önce alışveriş yapmış ya da birilerinden buraların tarz ve yöntemleri konusunda bilgi almış iseniz size uzatılan hesap makinesine yazılan fiyatın çok altında belki de üçte birin de altında bir miktarı yazmanızın hiçbir sakıncası yoktur. Tabi sizin yazdığınız rakamı okuyan satıcı önce yüzünü karartacak,muhtemelen hesap makinesini elinizden alırken kendi dilince biraz küfürlü, biraz da”sizin hiç emeğe saygınız yok mu bu hiç teklif edilecek miktar mı?” anlamına gelen sözler söyleyecektir. Bu durumda siz “yoksa ayıp mı ettim” gibi düşünüp suçluluk duygusu yaşamaya başlayarak onun rakamına yaklaşmaya başladığınızda yine oltaya düştünüz demektir. Aksine umursamaz da dükkanı terketmeye doğru yöneldiğinizde eleman peşinizden gelerek yazılan fiyatı revize etmeye başlayacaktır. Bu siz diğer dükkanlara doğru gidip neredeyse girdiğiniz dükkanın yerini unutmaya başladığınızda dahi bu amansız takip devam edecek devam edecektir.

ŞANGAY GÜNLERİ  /  FAKE MARKETLERDE ALIŞVERİŞ

Sizin direncinizle satıcının ısrarı arasındaki rekabet böyle devam ederken muhtemelen sonunda “Hadi madem kurtarmaz ama verelim” anlamına gelecek bir işaretle siz tekrar dükkana davet edileceksiniz. Kararlığınızın karşılığını almış bir kişinin gururu ile aldığınız eşyayı çantanıza yerleştirirken “Acaba yazdığım rakamı daha aşağılarda tutsaydım alamaz mıydım?” kaygısı da peşinizi bırakmayacaktır.

ŞANGAY GÜNLERİ  /  FAKE MARKETLERDE ALIŞVERİŞ

Bu bakımdan birçok alışveriş merkezi için belirttiğim maksimim ve minimum fiatları belirtirken buralar için aynı şeyi yazmaya cesaret edemiyorum. Malın fiyatını satıcının yeteneği ile, alıcının kararlılığının buluştuğu nokta olarak da tanımlayabiliriz. Bu bakımdan bedavadan pahalı alınan herşeyde aldanma ihtimaliniz olabilir diyerek bu bahsi kapatmakta yarar var diye düşünüyorum.

ŞANGAY GÜNLERİ  /  FAKE MARKETLERDE ALIŞVERİŞ

Tabi bu gözlem ve tespitlerin her, yer ya da her alışveriş merkezi için geçerli olmadığının da bilinmesi gerekir. Etiket fiyatı üzerinden en ufak bir indirimin yapılmasının söz konusu olmadığı belli markalara ait birçok alışveriş merkezini bu değerlendirmenin dışında tutmak gerektiği kanaatindeyim.

ŞANGAY GÜNLERİ / UYGUR LOKANTASI KEYFİ

Türk damak zevkine en yakın mutfaklardan birinin de Uygur mutfağı olduğunu hem etraftan hem de oğlumdan duymuştum. Bunu bizzat yaşamak için de iki farklı Uygur lokantasına gitme fırsatını yakaladık. İlk gittiğimiz lokantada yemeğe bizimle birlikte oğlumun basketbol arkadaşlarından Marko isimli bir doktora öğrencisi ile onun kız arkadaşı da katıldı. Daha sonra 9 Eylül’de –ki bu bizim 33.evlenme yıldönümüze rastlayan gündür- bir başka lokantaya eşim ben ve oğlumla birlikte gittik. Müge o sırada ülke dışında iş gezisinde olduğu için bize katılamadı.

Gördüğümüz iki lokanta da mekanın dizaynından, servis biçimine ve menu listesine kadar hemen hemen aynı standarttaydı. Lokantaya girdiğinizde önce size geleneksel uygur kıyafetleri ile genç kız ya da erkek garsonlar karşılıyor. Masada daha önceden konmuş fincanlarla sıcak bitki çaylarını ikram ediyorlar ve çaydanlığı yemek süresince içilmesi için masada bırakıyorlar. Daha sonra siparişleri alıyorlar. Bize gösterilen katalog biçimindeki resimli menu listesinden tercihlerimizi yapmak zor olmadı. Daha çok bize yakın gelen kuzu şiş, pilav, patates kızartma, brokoli salatası, yogurt, bira şeklindeki seçenekler üzerinde durduk. Şişlerden beşer tane söylediğimiz için oldukça doyurucu bir öğündü. Özellikle Çin’in birçok yerinde bulamadığınız naturel yoğurdu burada rahatça bulabilirsiniz. Eğer geleneksel yemek aracı olan çubuklarla yemeyi beceremiyorsanız boşuna uğraşmayarak çatal kaşık istemenizde yarar var.

Uygur lokantalarının bir diğer değişik özelliği  yemek esnasında son derece alıcı ve şık uygur kıyafetleri giyen genç bir kızın 15-20 dakika ara ile muhtemelen uygur müziği eşliğinde kıvrak dans gösterisinde bulunmasıdır. Masalarda yemek yemekte olan müşterilerden isteyenler de seviyeli bir biçimde bu dansa iştirak ediyor.

Bütün bunların sonunda karnınız iyice dolup mekandan ayrılma vakti geldiğinde sıra hesap ödemeye geliyor. Bu konuda bundan sonra benim favorim Uygur lokantaları diyebilirim. En son üç kişi için 170-180 RBM –ki bu türk parası ile 50-60 liranın karşılığdır- ödediğimizde artık McDonalds’ların hakimiyetine de son verme sırası geldi diye düşünmeye başladım 🙂

ŞANGAY GÜNLERİ / ZHONGSHAN PARK’TA BİR ÖĞLEDEN SONRA

Öğle yemeğini oğlumun önerisi üzerine onun çalıştığı işyerine yakın bir Hint lokantasında yemeye karar verdik. Şangay’da birçok ülke mutfaklarından lezzetler sunan lokantalara rastlamak mümkün. Bunlar hem birbiri ile hem de kendi aralarında bir rekabet içindeler. Yani Hint mutfağı olarak oldukça mütevazi ölçülerde hizmet verenler olduğu gibi yine aynı misyonla daha lüks hizmetler sunanlar da oluyormuş. Bu bilglleri de oğlumdan ve bizimle birlikte yemeğe katılan arkadaşı Evrenden aldım. Bizim gittiğimiz daha çok bizlerin esnaf lokantası olarak bildiğimiz tarza yakın ve özellikle öğlenleri uygun fiyatlı sabit menüler sunan bir lokanta imiş. Burada servis  önce herkese kendilerine özgü soğuk bir çayın sunumu ile başlıyor. Daha sonra günün menüsü olan yemekler sunuluyor. O gün için salata, pilav, iki adet sulu yemek ve ekmekten oluşan menü biraz acısı ve baharatı fazla olmakla birlikte bizim damak tadına yakın gibi geldi bana. Ayrıca ekmeğin ve pilavın sınırsız olduğu da düşünüldüğünde son derece de doyurucu olduğu söylenebilir.

Yemek sonrası oğlum ve arkadaşı işe gidince biz de Nurayla yanımızdan hiç ayırmadığımız haritanın da yardımı ile çınar ağaçlarının gölgesinde yürümeye başladık. Bu yürüyüşümüz Yuyuan Caddesi ile Changshou Caddesi’nin kesiştiği yerde bulunan Zhongshan Park’a kadar sürdü. Burada hem biraz dinlenmek hem de yeşillikler arasında serinlemek istedik. Şangay’ın çeşitli yerlerinde bu tür nefes alıcı ve nefes açıcı yerlerin olması gerçekten çok sevindirici. Parkta hemen her yaştan ve her kesimden insanın gönlünce vakit geçirmekte olduğunu gördük. Bazı ağaçların gölgesinde emekli olduğunu düşündüğümüz yaşlıca bir grubun sohbetlerine, bir başka köşede öğrenci olduğunu tahmin ettiğimiz genç kız ve erkeklerin fısıldaşmalarına, biraz daha ileride verilen müzik eşliğinde insanların eşli veya tek başına dans etmelerine tanıklık ettik. Bir başka köşede de kağıt, dama, satranç ve şeklini ilk defa gördümüz taşlarla bilmediğimiz oyunları oynayan gruplar vardı. Oluşturulmuş göletteki deniz araçlarında ve lunapark alanında ise henüz kimseler yoktu. Alan içerisindeki küçük galeride açılmış olan fotoğraf sergisini ve saksafonu ile kendi müziğini yapan sanatçıyı da izledikten sonra farklı bir duraktan metroya binerek evimize döndük.

ŞANGAY GÜNLERİ / EXPO FUARI VE BİR KARNAVAL GEZİSİ

İzmir talip olmasına rağmen Expo 2010 ile ilgili düzenleme şansını Şangay’a kaptırdığını herkes hatırlayacaktır. Çin’in bu fırsatı çok iyi değerlendirerek son derece görkemli bir açılış ile bu işi çok güzel başardığını basından takip etmiştim

Ülkelerin terkettiği alanda kurulmuş karnaval organizasyonu daha çok atlı karınca, dönme dolap, çarpışan arabalar ile diğer şans oyunlarının yerleştiği mekanlara baktığımızda daha çok buranın büyük ölçekli bir lunaparka benzediğini düşünebilirsiniz. Üç ay sürecek bu karnavalda, kısmetini aramak için Türkiyeden gelen Kahramanmaraşlı Dursun  Ustanın dondurmasından da yedikten ve giriş  biletlerine yüklenmiş puanları çeşitli oyunlarda tükettikten sonra meydanın karşı tarafındaki Expo 2010 etkinlikleri için inşa edilmiş olan Çin pavyonunu ziyarete yöneldik.

2010 yılında yapılan ve altı ay süren bu etkinliklere katılan tüm ülkeler tabir yerinde ise tasını tarağını toplayıp gitmiş.  Ancak Çin  hem ev sahibi olmanın verdiği rahatlıkla, hem de yaptığı yatırımın meyvalarını daha fazla toplamak ve de tanıtım ve reklamını daha uzun bir zamana yaymak adına kendisine ait olarak yaptırdığı mekanı hala ziyarete açık tutuyor. Gerek görüntüsü gerek mimarisi ile bu yapı her yönden farklı olduğunu hemen hissettiriyor. Binaya girdiğinizde şaşkınlıkla hayranlık karışımı bir duygu yaşıyorsunuz. İçeriye alınan ziyaretçiler önce  üç duvarı ekran haline getirilmiş büyük bir salona alınıyor. Burada müzik eşliğinde yarım saate yakın bir sunumda, Çinin geçmişten bu güne geçirdiği gelişim özetleniyor. Daha sonra pavyonun diğer bölümlerinin ziyareti başlıyor. Görüntü, ışık ve müziğin son derece ahenkli buluşmasına tanık oluyorsunuz ziyaret süresince.

Çin pavyonununda geleneksel Çin değerleri olarak benimsenen ölçülü tüketim, basite dönüş, uygun çözüm ana eksen olarak kabul edilip çağdaş gelişimin bu tema etrafında şekillenmesi ile ilgili projelere ağırlık verildiğini görülüyor. Ayrıca global iklim değişikliğinin yarattığı rekabet ve olumsuzluk sonucu düşük karbon salınımı ile ilgili çalışmalara da geniş yer verilmiş. Son olarak geçmişle gelecek arasında diyalogu esas alan bir yolculuk yaptırılarak Çindeki kentsel mimarinin paradigma, erişim, yapı sanatı ve şiir sanatı ile olan bütünlüğüne dikkat çekiliyor.  Bu arada basit ve düz kavramı içinde süper prinçe özel bir yer ayrıldığını hemen belirtmeliyim.

Yapılan her türden gezi ve ziyaretlerin önemli bir yararı da insanların da birbiri ile buluşmasına fırsat sağlamasıdır kuşkusuz.  Bu gezimizde de Dinçer’in Çin’de yaşayan arkadaşlarından Bora, Tanya ve Fergül ile buluşmak “Her şey dostlarla güzel olur” sözünü doğrularcasına bu ziyareti daha keyifli ve kaliteli hale getirdiğini söyleyebilirim.

 

ŞANGAY GÜNLERİ / HOOTERS’TA AKŞAM YEMEĞİ

Televizyon kulesini ziyaretimiz üç saatten fazla sürdü.  Hem biraz dinlenmek hem de akşam yemeğimizi yemek için uygun bir yer arayışına koyulduk. Geçen ziyaretimden de Çin mutfağının bize göre olmadığını biliyordum. Hatta bu konu ile ilgili bazı arkadaşlara Amerikanın McDonalds’ları açtığı için çok hayırlı bir iş yaptığını söyleyerek şakalaşmıştık. Gerçektende her ülkede aynı standardı sürdürdükleri için dışarda yemek yerken oraları tercih ediyordum. Bu defa oğlum bizi daha önce kardeşi ile de gittikleri bir yere götürdü. Hooters adındaki bu mekana girince sizi turuncu renkte kısa bir şort ve beyaz bir thsort giyen genç bir bayan garson karşılayarak sizi uygun bir yere oturtuyor. Daha sonra bir başka garson gelerek kendini tanıtıp siparişlerinizi alıyor. Burada özellikle yabancılara hizmet veren bir çok sektörde insanlar kendini ikinci bir isimle tanıtıyor. Masamıza sipariş almaya gelen genç kız da her hali ile Çinli olmasına rağmen kendini Lucy olarak tanıtı. Belki de birbirine karıştırılması her zaman mümkün ve telaffuzu Çince olan isimleri ile müşteriyi zorlamamak için düşünülmüş bir çözüm olarak yorumladım ben bunu.

Menünün McDonalds’ların menüsünün biraz daha farklılaştırılmış ve zenginleştirilmiş şekli olduğunu, ancak arada kendi özgün çeşitlerini de eklediklerini söyleyebilirim. Buraya geldiğinizde yemek yemenin sadece karın doyurmaktan ibaret olmadığını farkediyorsunuz. Olay biraz da görsel şölen halini alıyor bir yerde. Yemeğin bir bölümünde bir bakıyorsunuz sanıyorum kendilerince önceden kurgulanmış bir işaretle tek tip giyinmiş 20-25 yaşındaki kızlardan oluşan genç garsonlar verilmekte olan müziğin ritmine uygun olarak dansetmeye başlıyorlar. 3-5 dakikalık bu gösteriye zaman zaman müşterilerin de katılmalarını sağlıyorlar. Yemeğin sonunda garson kızlarla resim çektirrerek seramoni sona ermiş oluyor. Yemeğin sonunda mc.donalslara göre biraz daha farklı bir hesap ödeneceğini de bilmekte yarar var. Malum her şey için bir bedel ödemek gerekiyor.

ŞANGAY GÜNLERİ / TELEVİZYON KULESİ

Şangay’daki bir günümüzü de Bund’un karşı kıyısında (Pudong tarafı, Lujıazuı metro istasyonu) Huangpu nehrinin kenarındaki, geceleri ayrı, gündüzleri ayrı bir biblo güzelliğindeki Şangay’ın ünlü televizyon kulesini (Oriental Pearl TV Tower) ziyarete ayırdık. 468 metre yüksekliği ile Asyanın birinci dünyanın üçüncü büyük kulesi olan bu yapı statik, teknik ve estetiğin ahenkli bir buluşması adeta. 90-263-350 metrelik kademeli ziyaret alanları bulunan kuleye çıkmak iseyen ziyaretçiler çıkacakları bölümlere ve görecekleri yerlere göre farklı ücretler ödemek zorundalar. Her bir bölüme asansörle çıkarken görevli bir genç kız bölümler ile ilgili Çince ve İngilizce açıklamalarda bulunuyor. Biz 150 RBM’lik tarifeyi kullanarak 350 metrelik en üst noktaya kadar çıktık. Burada büyük bir küre şeklindeki bölümden şehrin tamamının görme imkanı buluyorsonuz. Yine bu bölümün üst katındaki döner lokantada yemek yerseniz sizin dönmenize gerek kalmadan aynı görselliği yine yaşamanız mümkün.

Buradan 263 metrelik bölüme indiğinizde burası yukarıya döre daha geniş bir gezinti imkanı sağlıyor sizlere. Bu bölümün en ilginç kısmını bir alt kata indiğinizde (259 metre) görüyorsunuz. Gezinti mekanının tabanının camdan oluşu üzerine bir ürperti yaşayabilirsiniz. Nuray bu cam zemin üzerinde yürümeye cesaret edemedi. Bir çok kişinin adeta yaya kaldırımında yürür gibi gezinmesine rağmen ben sadece resim çekmek için birazcık da korkarak cam zemin üzerinde durabildim. Bu heyecanlı  dakikalardan sonra 90 metredeki bölüme geçtik .Burada da bazı oyun ve eğlence alanları ile birlikte küçük bir uzay müzesisinin yer aldığını gördük. Bu bölümde  biraz nazlanarak, biraz da korkarak  oğlumla birlikte bindigim roller coaster ismli araç  karanlık  bir dehlizde korkunç sürat ve dönüşleri ile bize adrenalin yüklü dakikalar yaşattı.

Nihayet kulenin zeminine gelip çıkışa yöneldiğimizde aldığımız  giriş biletinin bu bölümde bulunan  Şangay Tarih Müzesinin (Shanghai History Museum) ziyaretini de kapsadığını öğrenince burayı da atlamak istemedik.  10bin metrekarelik bir alanda yerleşmiş olan müzede Şangay’ın geçmişten bu güne ticaret, tarım çiftçilik, insaat, gemicilik,eğlence, basın-yayın, sanat gibi tüm ekonomik ve sosyal alanlardaki gelişimi multi medya teknolojisi ile sunuluyor. Burada ziyaretçiler bir yerde etkileyici bir zaman yolculuğuna çıkarılıyor. Müzede 1000’in üzerinde kültürel hatıra ile 100’den fazla figürü izlerken ayaklarınız günün yorgunluğunu taşıyor ola da yüreğiniz mutlu bir şekilde bu mekanı terkedecektir.

ŞANGAY GÜNLERİ / YU YUAN GARDEN ZAMANI

Şangay’da eğer  konaklama süreniz uygunsa görmenizi  önerebileceğim yerlerden birisi de YuYuan Garden mekanıdır. Buraya ulaşmak için 10 no’lu metro hattına bir şekide ulaşıp YuYuan Garden istasyonunda indikten sonra çok kısa bir yürümeniz yeterli. Yürümeyi çok seven birisi iseniz –ki biz öyle yaptık- Nanjing Road üzerinden nehre ulaştıktan sonra güney istikametine doğru Bund kıyısınca hem nehri hem de etraftaki muhteşem görüntüleri seyrederek de yürüyüşünüzü biraz daha uzattıktan sonra da buraya ulaşabilirsiniz.. Ama “ben hiç yorulmadan ve en seri biçimde ulaşmalıyım” derseniz bir taksiye atlayıp gideceğiniz yeri –şayet çince söyleyemiyorsanız-haritadan gösterip kestirmeden de gelebilirsiniz.

Önerdiğimiz yere geldiğinizde önce sizi geleneksel Çin mimarisine göre oluşturulmuş iş ve alışveriş mekanlarını göreceksiniz. Giyiminden elektroniğine, fast food’undan bijuterisine herşeyin bulunduğu bu irili ufaklı yerler de size ilginç gelecektir. Ancak  alışverişte daha önce yaptığımız öneri ve tavsiyelerin (pazarlık mevzuu) burada da geçerli olduğunu unutmayın derim.

Asıl görmeniz gereken yer ola YuYuan Gardene, yani müze haline getirilmiş YuYuan Bahçeleri’ne geldiğinizde öncelikle kişi başı 40 RMB ödeyerek giriş biletini almanız gerekiyor. Sonrasında içeriye girdiğinizde adeta kendinizi bir labirentin içinde hissedebilirsiniz. Bu yüzden belki birkaç kez gördüğünüz yerler olduğu gibi görmediğiniz yerler de kalabilir.

Burası Çin bahçe mimarisinin harika örneklerinden biridir. Ming hanedanından Jiajing zamanında  üst düzey bir devlet yöneticisi olan Panyu Duan’ın özel bahçesi olarak yapılmış olan bu alan 20 hektar büyüklüğünde olup devlet koruması altında tutulmaktadır. Burada birçok önemli mimari yapı ile birlikte değeli taş ve madenden oluşturulan eserleri beğenerek seyredeceksiniz. Bahçe içinde  değerli kültürel eser ve kalıntılar vardır. Bunlar Çin sanat geleneğinin en güzel örneklerini temsil etmektedir.

ŞANGAY GÜNLERİ / PEOPLE’S SQUARE ZAMANI

Dünyanın birçok kentinde bazı yerlerin farklı bir anlamı ve popülaritesi vardır. O yerlerin isimleri söylendiğinde hemen hemen herkes için bir anlam içerir. Bazen buluşma yeri, bazen kaynaşma yeri, bazen elveda mekanı, bazen de şuraya giden  yada dönüşte uğrayalım denilecek yer. Çoğu zaman da  yön ve adres tarifinde merkez noktasını oluşturur böyle yerler. People’s Square de Şangay’da öyle bir yer işte. Bir park da diyebilirsiniz bir meydan da diyebilirsiniz. Yani bizler için Taksim meydanı ne demekse burası içinde onun gibi birşey yani. Tabi kendine özgü farklılıklarını da eklemeliyim. Şangay’a bir şekilde yolu düşenlerin buraya uğrayarak ağaçların arasında yürümelerini, içlerinde balıkların ve çiçeklerin buluştuğu havuz kenarındaki banklarda oturup, gezilecek görülecek yerlerin planlamasını yapmak üzere biraz soluklanmalarını tavsiye ederim.

Tabi buraya kadar gelmişken, biraz dinlenip kendinize geldikten sonra eğer sanatı özellikle resim sanatını seviyorsanız  People’s Square’ın hemen yanıbaşındaki Şangay Sanat Müzesine (Shanghai Art Museum) gitmenizi de öneririm. Orada değişik resamların yaratıcılığa sınır tanımayan eserlerine zaman ayırmak umarım sizi bu mekana geldiğinize pişman etmeyecektir.

Müzelerden yola çıkmışken yine People’s Square’e yürüme mesafesi uzaklıktaki Şangay Müzesini de (Shanghai Museum) ihmal etmemelisiniz. İçinde çeşitli salonlarda başta geçmiş dönemlere ait madeni ve kağıt paralar, geleneksel giyim tarzından örnekler, resim ve yazma sanatının gelişimindeki evrelere ait örnekler, değerli maden ve taş işlemeciliği ile ilgili eserler, çinicilikle ilgili tarihi eserler olmak üzere birçok güzelliği görme imkanı yakalamaktan da son derece mutlu olacaksınız.

Eğer vaktiniz varsa, müze gezmekten de hala yorulmadıysanız size son olarak Şangay Kent Planlama Müzesini de (Shanghai Urban Planning Museum) gezmeyi öneririz. Bu arada ziyaret fikrinizi etkiler mi bilmeyiz ama yukarıda bahsettiğimiz iki müzenin ziyaretinin ücretsiz olduğunu ve Planlama müzesinin ise ücretli olduğunu belirtmekte yarar var (Kişi başı 35 RMB) People’s Square’e yakın olan bu müzede Şangay’ın kentleşme süreci ile ilgili ilginç çalışmaları yakından tanıma imkanına tanık olacaksınız. Benim bu müzede en çok hoşuma giden adeta hayran kaldığım maket çalışmasıydı. Müzenin en üst katında en az 500 metrekarelik bir alana Şangayın tüm yapısını tün ayrıntıları ile ve arada bir gece ve gündüz görüntüsünü de vererecek biçimde yapılan çalışma tam bir sanat ve sabır işi gibi geldi bana.

Bu kadar yeri gezerken muhakkak karnınız da acıkmıştır.  Çin mutfağının bizlerin damak zevkine uygun olmadığını bilenler bilir.  Şangay’da son yıllarda açılan Türk lokantalarından  olan Kervan Türk Lokantası’nın People’s Square’e çok yakın bir yerde olduğunu hemen müjdeleyelim. Salatasından çorbasına, kebabından tatlısına, pidesinden dönerine, balığından rakısına ülkenizin tüm lezzetlerini yaşayacağınızdan emin olabilirsiniz.

ŞANGAY GÜNLERİ / ULAŞIM VE TRAFİK

İstanbul’un yaklaşık iki katı kadar sayıda insanın yaşadığı ve hergün nerdeyse milyonlarca insanın bir yerden bir yere taşındığı Şangay kentinde ulaşım ve trafik konusunda bir kaç cümle kurmadan geçersek haksızlık etmiş oluruz diye düşünüyorum. Bu kentte hiç trafik sorunu yaşanmıyor desek yanlış söylemiş oluruz. Gerçekten belli zamanlarda ve bölgelerde trafiğin ağırlaştığına bizzat şahit olduğumu söyleyebilirim. Ancak istisnai olarak yaşanan bu durumlar insanların zamanında işine gitmesine ve evine dönmesine engel teşkil edecek boyuta ulaşmış değil.

Bu kadar kalabalık insanın yaşadığı bu kentte trafiğin nispeten de olsa rahat olmasının temelinde yer altında ve yer üstünde işleyen toplu taşıma sisteminin yattığını hemen belirtmeliyim. Özellikle yer altındaki metro sistemi konusunda yapılan düzenlemeler her türlü takdire değer diye düşünüyorum. Şu anda Şangay’da birbiri ile bağlantılı herbiri kilometrelerce uzunluğunda 11 metro hattının bulunduğunu, toplam 434 km uzuluğundaki bu hattın her yıl daha da geliştirildiğini,  2020 yılına kadar 22ye çıkacak hatlarla birlikte hattın toplam uzunluğunun 877 km’yi bulacağı düşünüldüğünde Çinlilerin bu işi ne kadar ciddiye aldığını herhalde anlamak çok zor olmayacaktır.

ŞANGAY GÜNLERİ / ULAŞIM VE TRAFİK

Bir fikir verilmesi yada karşılaştırma yapılması bakımından “Acaba bu adamlar yer altındaki bu ulaşım ağına ne zaman başladılar, ya da ne kadar zamanda ne kadarını yaptılar” gibi sorular akla gelirse edindiğim bilgiye göre Şangay metrosu ile İstanbul metrosunun inşaatlarının hemen hemen aynı tarihlerde başladığını belirtirsem toplu taşıma konusunda yapılan tercihlerde ne kadar ısrarlı ve kararlı oldukları daha açık olarak ortaya çıkar sanırım. Metroda taşıma ücretleri elektronik kartlar ile ödeniyor. Binişte ve inişte okutulan kart seyahat edeceğiniz hattın uzunluğuna göre 3 RBMden başlayan(Bizdeki metrobüse getirilmek istenen sistem) miktarda parayı karttan tahsil ediyor

Çin’in bir çok kentinde olduğu gibi Şangay’da da bisiklet ve motorsikletin yediden yetmişe ulaşımda en çok tercih edilen araçlar arasında olduğunu söyleyebilirim. Trafik akışında diğer araçlar ile kıyaslandığında bu araçların sayıca daha fazla olduğunu tahmin ediyorum. Burada Amsterdamda olduğu gibi bütün yol güzergahlarında ayrı bisiklet yolu ya da park yerleri düzenlenmemiş olduğunu fark ettim.Bu araçlar da diğer araçlarla birlikte adeta kardeşçe ve sarmaş dolaş trafiğin içinde akıp gidiyor.

ŞANGAY GÜNLERİ / ULAŞIM VE TRAFİK

Kentteki trafik akışı içinde ticari taksilerin de önemli bir payı var kuşkusuz. İstanbulda sadece sarı renkte olan bu araçları burada beyaz, kırmızı, mavi, yeşil gibi renklerde görmeniz mümkün. Bu farklılığın sebebinin de araçların ayrı şirketlere ait olması olduğunu öğrendim. Bu araçlarda marka olarak da Volkswagen’in dışında bir markaya hiç rastlamadım. Fiyat olarak da geçen yıl 12 RMB ye açılan taksimetrenin bu yıl 14 RBM ye çıktığını, daha sonra da km başına 2.4RMB arttığını söyleyebilirim. Ancak açılış ücreti aynı zamanda 3 km’lik yolun karşılığı olduğu düşünüldüğünde bizim İstanbudakinden daha ucuza geldiğini tahmin edebilirsiniz. Bu arada taksiden inerken şoförün size vermek zorunda olduğu fişi de almanın yararlı olduğunu eklemeliyim. Bu hem bazı hukiki işer için hem de kaybolan, unutulan eşyanızın takibi için çok önemli. Aksi halde unuttuğunuz değerli eşyaların üzerine bir bardak soğuk su içmek zorunda kalabilirsiniz.

Tabi bu arada “Taksici her yerde taksicidir” değerlendirmesini doğrulayan tecrübeler de yaşanmıyor değil. Burada da zaman zaman taksiler belli zamanlarda belli güzergahlara trafik sıkışıklığı ya da başka nedenlerden dolayı gitmekte nazlandıklarını burada yaşayan oğlumdan öğrendim. Plakasını alıp şikayet etmesinin işe yarayıp yaramadığından tam da emin olmadığını da ekledi.

ŞANGAY GÜNLERİ / ULAŞIM VE TRAFİK

Bütün dünyada geçerli olan evrensel trafik kural ve işaretleri burada geçerli olmakla birlikte Çinlilerin bunlar ile ilgili bazı revizyonlar yaptığını da son söz olarak eklemekte yarar görüyorum. Geçtiğimiz yıl kırmızı, yeşil ve sarı olan tafik ışıklarının herbirinin altında kolunda kırmızı bir bant ve elinde bir bayrakla yetki ve pozisyonlarını bilemediğim her yaştan görevli kişileri gördüğümde çok şaşırmış ve bunun kuralların yerleşmesi için geçici bir uygulama olduğunu tahmin etmiştim.

Bir de yeşil ışıkta ve gerekse diğer durumlarda yayalara öncelik kuralına burada her zaman uyulduğunu söyleyeyemeyeceğim. Özellikle yayalar için yeşil ışık yandığında bu sırada araçlar için yanan kırmızı ışığın sadece direk giden veya sola dönmek isteyen araçları bağladığını gözlemledim. Sağa dönüşlerde yayaya yeşil ışık yanıyor olsa dahi önceliğin araçlarda olduğunu bilmenizde yarar var. Yoksa “Tamam bize yeşil yandı” diye düşünerek kontrolsuz olarak kendinizi yaya geçidine attığınızda dönüş yapan araçlarla kıucaklaşmanız her zanan için mümkün.